Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Türkiye’nin Ortadoğu Bölgesi İçindeki Yeri ve Önemi 

Ortadoğu deyimi nedir? Neyi ifade etmektedir? Ortadoğu bölgesi, dünya gündeminde, neden sürekli kalmaktadır? Orta­doğu bölgesini hep gündemde tutan unsurlar nelerdir? Türkiye, Ortadoğu bölgesi içinde nerededir? gibi sorular, sürekli olarak zihinleri meşgul etmektedir. 

Türkiye Ortadoğu 

Batılı ülkeler (özellikle İngiltere), 16.yüzyıldan itibaren Hindistan ve Çin'in zenginliklerine kavuşmak için yeni yollar aramaya başladılar. Doğu Avrupa üzerinden veya Afrika'nın güneyini dolaşarak yeni yollar keşfettiler. Ancak keşfedilen bu yollar çok uzak ve zahmetli idi. En kestirme yollar ise, Osmanlı toprakları üzerinden geçiyordu. İngilizler, seyahatleri sırasında, Hindistan ve Çin ülkelerine "Uzakdoğu" adını verdiler. Osman­lı ülkelerine ise, daha yakın olduğu için "Yakındoğu (Near East)" tabirini kullandılar. 1889'da, Süveyş Kanalı'nın hizmete açılmasıyla, deniz ticaretinde büyük değişmeler yaşandı. Çün­kü, Avrupa-Hindistan-Çin denizyolu oldukça kısalmıştı. Yeni açılan bu yol (Akdeniz-Kızıldeniz-Hint Okyanusu) Arap yarı­madasının kıyısında bulunan limanların önemini artırdı. 

İngilizler; Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyeti altında kalmayan Arabistan yarımadasının güney kıyılarını adım adım işgal ettiler. Bu arada, Yakındoğu terimine karşılık, yeni hedef belirlemeleri yapmak için, bölgeye "Ortadoğu ( The Middle East)" adını verdiler. 

1939 yılına kadar dar ve kapalı bir anlam taşıyan Ortado­ğu (The Middle East) deyimi; bundan sonra İngiltere Hükümeti'nin resmi kaynaklarında kullanılmaya başlanmıştır. Aynı yıl­larda, Ortadoğu bölgesi toplam 24 ülkeden oluşan Eski Dünya Karaları'nın (Avrupa-Asya ve Afrika) birleştiği orta bölümünü oluşturmaktadır. 

Ortadoğu ülkelerini oluşturan 24 ülkeden, Malta, Libya, Sudan, Eritre, Habeşistan ve Somali, daha sonraları bölge sınır­ları dışına çıkarılmıştır. Bu arada zaman zaman Afganistan ve Pakistan gibi ülkeler de, Ortadoğu Bölgesi içinde varsayıldığı görülmektedir. 

Bugün için, Malta, Libya, Sudan, Eritre, Habeşistan (Etopya), Somali, Afganistan ve Pakistan igibi ülkeler, Ortado­ğu Bölgesi'nin yakın çevresi olarak kabul edilmekte ve zaman zaman siyasi bakımdan bu ülkelerden biri veya birkaçı bölge içinde sayılabilmektedir. (Ortadoğu Araştırmaları)

Öte yandan Azerbaycan, Ermenistan , Gürcistan ve diğer Kafkasya ülkelerini de Ortadoğu ülkeleri arasında olduğunu id­dia edenler de vardır. Bu görüş son derece yanlıştır. Çünkü, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve diğer Kafkasya ülkeleri, çok farklı bir siyasi oluşum içindedirler. Eski Sovyetlerin dağıl­masından sonra bile, bu ülkeler eskisine benzer bir siyasi olu­şum olan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) içinde yerlerini almışlardır. Zaten, coğrafyacılar bu bölgeye Kafkasya adını vermekte ve bu ad hem fiziki ve hem de siyasi anlam taşımak­tadır. Fiziki yönden, Kafkas dağları bir bütünlük arzederken ve Ortadoğu bölgesinden tamamen ayrılırken, siyasi yönden de benzer özellikler göze çarpmaktadır. 

Ortadoğu bölgesinin sınırlarındaki değişmeler, ülkelerin bölgeye bakış açılarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Örneğin Dünya Hakimiyeti'ne soyunmuş olan ve kendini tek süper güç olarak gören A.B.D., Ortadoğu bölgesinin sınırlarını, Kuzeybatı Afrika kıyılarından Pakistan'a kadar geniş tutar. Rusya, Ortadoğu bölgesinin sınırlarını dar alanlı olarak düşü­nürken, İngiltere ise, bugün de genel olarak kabul edilen sınırla­rı çizer. İngiltere; bölgenin sınırlarını çizerken özellikle petrolü ön planda tutar. 

Bugün için, Ortadoğu denilince; kuzeyde Türkiye, batıda Mısır, doğuda Iran ve güneyde Yemen ülkelerinin çerçevele­diği, kabaca bir dikdörtgeni içine alan bölge akla gelmektedir. (Ortadoğu Tarihi) 

Matematik konumu itibariyle, Ortadoğu; Ekvatora göre, kuzeyde 42 derece kuzey, güneyde 13 derece kuzey enlemleri arasında, kuzey yarımküresinde yeralmaktadır. Başmeridyen'e göre de, batıda 24 derece doğu, doğuda ise 62 derece doğu boy­lamları arasında, doğu yarımküresinde bulunmaktadır.

Ortadoğu bölgesi, harita üzerinde ise, batı-doğu doğrultu­sunda uzunluğu yaklaşık 4900 km.yi, kuzey-güney doğrultu­sunda genişliği 3100 km. bulan bir dikdörtgeni oluşturmaktadır. Ortadoğu ülkelerinin yüzölçümü ise, yine harita üzerinde 5.178.000 km2, kadaıdır. Bu kadar alan üzerinde, 1970'li yıllara kadar toplam 17 ayrı devlet bulunuyordu. Bu devletler şunlardı; Türkiye, Iran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Kıbrıs, Mısır, Ür­dün, Lübnan, israil, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Yemen Halk Cumhuriyeti (Güney Ye­men) ve Yemen Arap Cumhuriyeti (Kuzey Yemen) idi.

Ancak son yıllardaki bölgede oluşan hızlı siyasi oluşumlar sonucunda, Ortadoğu Ülkeleri sayısında değişmeler olmuştur. Bunlar arasında, 1974 Barış Harekatı'nın ardından Kıbrıs ada­sında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi olarak iki devlet ortaya çıkmıştır. Öte yandan İsrail-Fi-listin sorunu henüz çözümlenememiş olmasına rağmen, bir Fi­listin devleti oluşturulmuştur. Diğer taraftan Yemen Halk ve Arap Cumhuriyetleri birleşerek tek bir Yemen devleti halini al­mıştır. Böylece bugün bölgede, 18 ayrı bağımsız devlet bulun­maktadır. 

Bugün için, bu 18 ülkenin toplam yüzölçümleri 7,3 mil­yon km2.yi aşar. Ayrıca bölgede 285 milyona yakın "insan ya­şar. (Ortadoğu İlişkileri) 

Bölgenin genel özelliği "sıcak ve kurak" oluşudur. Bu özellik doğal bitki örtüsüne ve tarımına büyük ölçüde etkilemiş ve önemli bir su sorununu ortaya çıkarmıştır.Gerçekten bugün dünya gündeminden hiç düşmeyen bu bölge; siyasal yönden son derece duyarlı bir bölgeyi kapsamaktadır. Bu duyarlılığım, bir bakıma içinde barındırdığı farklı tabii görünüşün, insan üze­rine yansımasından ve son asırda ise buna mevcut ekonomik zenginliklere bir yenisinin (petrol) eklenmesinden alır. Zaten 20. asrın başlarındaki bölgenin siyasi yapılanmasındaki en bü­yük etken petrol olmuştur. Sanayi devrimini gerçekleştirmiş olan Batılı Ülkeler; önemli bir sanayi hammaddesi ve girdisi olan petrolün, en bol miktarda Ortadoğu bölgesinde bulunduğu­nu tesbit edince, gözlerini bu bölgeye çevirmişlerdir. İşte, bü­tün dikkatleri üzerinde toplayan Ortadoğu bölgesi, 20. yüzyılda tüm siyasi olayların odak noktası haline gelmiştir. 

Türkiye, bir Ortadoğu ülkesidir. Türkiye, Asya kıtasının güneybatı ucunda, Anadolu yarımadası üzerinde yeralır. Top­raklarının bir bölümü, Avrupa'nın güneydoğusunda yeralan Balkan yarımadasının bir kısmını oluşturan Trakya'da bulunur. Bu yönüyle, Türkiye hem Asya ve hem de Avrupa ülkesidir.

Türkiye ve Karadeniz'e komşu olan ülkeler için boğazla­rın büyük bir önemi vardır. Ayrıca İstanbul boğazı üzerinde ya­pılan iki köprü (Boğaziçi ve Fatih) ile karadan Avrupa ile Asya birbirine bağlanmıştır. Öte yandan güneyde, Türkiye; Kuzey Afrika ülkelerine çok yakındır. Kısacası Türkiye, Avrupa-Asya ve Afrika kıtalarının birleştiği konumda yeralmaktadır. 

Ülkenin ortalama yükseltisi 1132 m. kadardır. Bu yüksel­tisi ile kıtaların en yücesi olan Asya (1010 m.)'dan bile yüksek­tir. Yeryüzü şekilleri bakımından Türkiye; Ortadoğu bölgesinin yüksek sahası içinde yeralmaktadır. 

İklim özellikleri bakımından Türkiye; Ortadoğu bölgesi­nin insan yaşamı için en uygun şartlar arzeden bir iklime sahip­tir. 

Akarsular ve göller bakımından ülke, bölge ülkeleri ara­sında en zenginidir. Başlıca önemli akarsularını; Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh, Sakarya, Büyük Menderes, Kü­çük Menderes, Gediz, Susurluk, Seyhan, Ceyhan ve Göksu oluşturur. Bu akarsular üzerinde birçok baraj yapılmıştır. Akar­su ve göller bakımından Türkiye; Ortadoğu bölgesi içinde çok zengin kaynaklara sahiptir. 

Türkiye, nüfus bakımından hızla artan bir ülkedir. 1927 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, ülkede 13,6 milyon in­san yaşamaktayken, 1990'da bu nüfus 56,4 milyona yüksel­miştir. Bugün ise (1996), ülke nüfusunun 65 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. 2000 yılında ise ülke nüfusu 71.255.000'e ulaşacağı hesaplanmaktadır. Ülkede nüfusun iki­ye katlanma süreci ise, 32 yıldır. Nüfus bakımından Türkiye; Ortadoğu ülkeleri arasında İran ile birlikte en genç ve en kala­balık bir nüfusa sahip ülkedir.

Ülkenin resmi dini olmamakla birlikte halkın % 99'u müslümandır. Resmi dili Türkçe, para birimi ise Türk Lirası (TL)'dır. Türkiye, Ortadoğu bölgesi içinde dili Türkçe olan tek müslüman ülkedir. Ancak din bağı ile diğer Ortadoğu ülkeleri ile sıkı bağlantısı vardır. Ortadoğu Politikaları 

Eğitim durumu itibariyle Türkiye; Ortadoğu bölgesi için­de en iyi bir seviyededir.

Türkiye'nin en büyük şehri İstanbul'un nüfusu bugün (1996), 10 milyonu bulmuştur. Bu nüfusu ile İstanbul, Kahire gibi Ortadoğu'nun en kalabalık bir şehri olma özelliğine sahip­tir. Avrupa ile Asya'nın birleştiği dar bir boğazın her iki yaka­sında kurulmuş olan İstanbul, aynı zamanda kıtalararası bir şe­hirdir. Ortadoğu bölgesi içinde İstanbul şehrinin ayrı bir yeri vardır. 

Kırsal hayat bakımından Türkiye; Ortadoğu ülkeleri ara­sında çok canlılılık ve renklilik arzeder. Çünkü diğer Ortadoğu ülkelerinde, kırsal hayat denince, yeryüzü şekilleri bakımından çöllerin fazla yer tutmasından ötürü, ilkel bir göçebe hayatı ak­la gelir. Oysa Türkiye'de çöller yoktur ve bu nedenle kırsal ha­yat diğer bölge ülkelerine göre farklılık gösterir. 

Türkiye'nin temel iktisadi yapısını tarım ve hayvancılık oluşturur. Ülke topraklarının % 36.2'sini Ekili-dikili alanlar, % 11.2'sini çayır ve meralar, % 26.2'sini ise ormanlar teşkil eder. Tarım ve hayvancılık bakımından Türkiye; Ortadoğu ülkeleri içinde büyük bir potansiyele sahiptir. 

Osmanlı imparatorluğu devrinde, Musul ve Medine çevre­sinde, sulama kanalları açılmıştır. O halde görülmektedir ki, Osmanlı döneminde bile Ortadoğu, tarımsal gelişmelere sahne olmuştur.

Türkiye; Ortadoğu ülkeleri içinde zengin madenlere sahip, hızla sanayileşen ve turizm bakımından ilgi odağı haline gelen bir ülkedir. Türkiyenin Ortadoğu Politikası 

Türkiye, coğrafî özellikleri dolaysıyla, bugün Ortadoğu bölgesinin en önemli bir ülkesidir. Türkiye, coğrafî konumu do­laysıyla, Avrupa'nın sanayileşmiş ülkelerine, Asya'nın gele­neksel yapıdaki ülkelerine ve Ortadoğu'nun zengin petrollere sahip ülkelerine çok yakındır ve gerek fiziki açıdan ve gerekse sosyo-ekonomik bakımdan, bu ülkeleri birbirlerine en kısa yol­dan birleştirme ve kaynaştırma özelliğine sahiptir. İşte bu özel­liği ile Türkiye, Avrupa Birliği'ne üye olmak istemesi yanında özellikle daha avantajlı olan Ortadoğu Ekonomik Toplulu­ğunun kurulması için büyük çaba sarfetmelidir. Çünkü böyle bir topluluk, Türkiye için çok büyük yararlar sağlayacağı bilin­mektedir. 

Doç. Dr. Ramazan OZEY
 

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005