TÜRKİYE'NİN KAPLICALARI VE MADEN SULARI

Türkiye, birçok doğal zenginliklerinin yanında, sayılan yüzleri geçen sıcak sulara (kaplıca, Ilıca, çermik), içmelere ve maden sularına da sahiptir. çoğunca birbiri yanında ve bol akımlı kaynaklar halinde yüze çıkan bu suların sağlık ve turizm ekonomisi bakımından büyük de­ğerleri vardır. Memleketimizin birçok yerlerinde böyle su kaynaklarının bulunuşu, jeolojik yapı ve arazi oluşmasına bağlıdır. Türkiye'de yakın bir geçmişte önemli ve geniş ölçülü volkanik olaylar meydana geldiği gibi, yerkabuğu hareketleri nedeni ile derin kırılmalar ve çatlamalar da olmuştur. Neojen ve kuatener ( Dördüncü zaman) volkanizmaları sırasında en çok andezitik lavlar ve tüfler, Daha sonra da bazalt ve başka dış püskürük maddeler meydana çıkmıştır. Memleketimizin birçok yer­lerinde belirmiş olan sayısız denilecek kadar çok sıcak sular ve maden sulan kaynaklan bu dönem volkanizmasının oluşması ile yakından il­gilidir. Bunun için böyle sular, volkanik bölgelerle yeni kırılmalara uğramış arazide çok bulunmaktadır. 

Türkiye'de kaplıca ve maden suları, çoğunca, dağlık arazide ve vol­kanik olaylara yer vermiş alanlardadır. Sağlık ve turizm bakımından önemli olan böyle yerlerden gereği gibi faydalanmak, o türlü yerlere uza­nan iyi yolların varlığına bağlıdır. Bu sularımızdan her biri, çıktığı yerde büyük değer taşır, şifa verici etkilerini bu çıkış yerlerinde gösterirler. "Şifalı su" sözünden tedavi değeri bulunduğu denemelerle ortaya konulmuş olan doğal sular tarifi ile anlaşılır başka bir deyişle şifalı su, bir yerde tabiata bağlı özellikler kazanmış bulunan ve kendi bileşiminde. herhangi bir değişiklik yapılmadan şifa verici etkileri bilinen hid­romineral kaynaklar olarak anlaşılır.www.ekodialog.com

Yerin çok derinlerinde nötron ve proton halinde bulunan parçacıklar, rastladıkları madenleri değiştirir, onların birçoğunu radyoaktif yapar, yeryüzünde bulunmayan ve uzun süre duramayan cisimleri meydana ge­tirirler. Yerüstünde, olağan olarak, rastlanmayan bu cisimleri ancak kaplıca ve maden sulan kaynak yerlerinde bulmak mün1kün olur. Böyle kaplıca suları, yerin üstüne çıktıktan bir süre sonra bu özelliklerini kaybederek normal eriyikler haline geçerler. İşte bu nedenle kaplıca ve maden suları, ancak dipten yerin üstüne çıktıkları yerde kullanılırsa. faydalı olurlar.      

Buna göre, kaynaklar şeklinde yüze çıkan bu suları, bütün doğal özelliklerini kaybetmeden, yerinde kullanmak kaplıca tedavisinin esa­sıdır. Bunun için, bu kaynakların sularının dışardan gelen sularla karışmaması, içindeki gazların kaybolmamasını temin etmek ve su mik­tarının mümkün olduğu kadar kaybına meydan vermeden bir araya toplayarak çoğalmasını sağlamak gerekmiştir. Bunlara dikkat edi­lirken, kaplıca suyunun sıcaklığından ve madeninden bir şey ek­silmemesini, yani suyu muhafaza altına alarak kaynadığı yerden gel­diği gibi kullanılmasını temin eden işleri yapmak lazımdır. İşte bütün bu işlere "kaplıca sularının kaptaj işleri'" denir. Günümüzdeki düşüncelere göre, kaplıca tesislerinin mümkün olduğu kadar bu doğal sıcak sular üzerine kurulması, bu mümkün değilse buraya en yakın yerde yapılması, suların özelliklerinin kaybolmaması bakımından gereklidir. Kaptaj işleri çok dikkat ve inceleme ister. Çünkü, daha çok su elde etme düşüncesi İle yanlış kazılar yapılırsa, kaynak sularının kaybolması tehlikesi veya hiç olmassa bozulmaları mümkündür. Kaplıcalarımızın ve maden sularımızın bir kısmında iyi kaptajlar yapılmıştır ki, Bursa ve Yalova kaplıcaları İle Kızılay'ın işlettiği Afyonkarahisar maden suyu bunlardandır. 

Kaplıca ve maden suları içindeki madenler, organizma tarafından hiç yadırganmadan benimsenir ve şifa verici etkileri de yerüstündeki cisimlerden çok farklı olur. Bunun içindir ki, böyle suların insan sağ­lığına olan şifalı etkileri pek eskiden beri görülmüş, bu kaynaklardan faydalanılmıştır. Türkiye'de böyle suların sayısı pek çok olan yerlere dağılmış bulunduğu düşünülürse ve bunlardan en iyi şekilde ancak yerinde faydalanılacağı göz önüne alınırsa, memleketimizin her böl­gesindeki gelişmelerde önemleri daha iyi belli olur. 

Türkiye'nin kaplıca ve içmeleri, kimyasal bileşim bakımından çok çeşitli ve zengin oldukları gibi, radyoaktif özellikleri de daima dikkati çekmiştir. Gerçekten, memleketimizde hemen her çeşidi ile ve bazı hallerde de birbirlerine yakın özellikte bikarbonatlı sular, sülfürlüler, sülfatlılar, klorürlüler ve madeni nispeten az sular var­dır. Bu sular, yerin çok derinliklerinden geldikleri için sıcaklıkları fazladır. Bursa kaplıca sularının bir kısmı 80° C dan çok sıcak, bir kısmı 60-65°, Gönen kaplıcası 77° C gibi. Bu arada sıcaklıkları 30 - 50° C arasında bulunan, bazı yerde daha az sıcak olan kaplıca (ılıca) suları da çoktur. Kaplıca sularından 40° den fazla olanlarına "çok sıcak", 35 - 40° olanlarına "sıcak", 25-35° olanlarına "ılık", 20-25° olanlarına "serin", 20° den aşağı olanlarına "soğuk" kay­naklar denir

Çok sıcak sular. sönmüş yanardağların yakınında çıktığı gibi. kırılma yerlerinde de görülür. Sözgelimi; Denizli ovasının yanlarındaki sıcak sulardan Kızıldere kaplıcası 88° C. çamaşırlık kaplıca kaynağı 97° C sıcaklıktadır. kaynakların bu sıcaklığı köklerinin yaklaşık ola­rak 3000 m. derinliklerde bulunduğunu ifade eder. Sular vücuda tatbik olunabilecek sıcaklıkta bulundukça, oldukları gibi kullanılır. Fakat Üşütecek kadar soğuk veya dayanılamayacak kadar sıcak olurlarsa, bunları gerektiği ölçüde ısıtmak veya biraz soğutmak icap eder. Kap­lıca sularının normal sulara göre daha geç soğuduğu görülmüştür, Bunun nedenini bu sulardaki tuzların tamamıyla iyonize olmuş bu­lunmaları ve kolloidal halde olmalar yüzünden, çok madenli su gibi sıcaklığı iletme özelliğinin azalmış olmasına bağlayanlar vardır. Kaplıca sularının bu özelliğine bağlı olarak normal sularda 48° den fazla Sıcaklıktaki suya girmek pek mümkün olmadığı halde. Kaplıcalar da 55'deki sulara girmek mümkün olmaktadır. Anadolu' da alışılmış olarak böyle sıcak sulara yavaş yavaş girer girdikten sonra da kımıldamadan dururlar. Bunun nedeni kaplıca sularının sıcaklığı güç iletmeleri yü­zünden, insanın bu su içine girince cildin 35,5° C olan sıcaklığı ile suyun 55° C sıcaklığı arasındaki ortalama ile deri etrafındaki suyun sıcaklığı 45° C da inmekte olmakla açıklanmaktadır. Deriye dokunan suyun biraz ötesinde 55' lik su bulunduğundan. çamur tedavisinin 50-60° sıcaklıkta yapılabilmesi bu sebepten mümkün olmaktadır.www.ekodialog.com

Sıcaklıkları ve çıkardıkları su miktarı mevsimlere göre değişmeyen bütün bu suların kimisinin çok derinlerden geldiği ve ilk defa atmosferdeki su dolaşımına katıldığı ileri sürülmüştür ki bun­lara juvenil sular (henüz güneş görmemiş sular) denilmiştir. "Magmatik sular" adı ile de anılan böyle sular çok derinlerden gelir yük­sek derecede sıcak olur ve içlerinde erimiş halde çok sayıda madeni maddeler bulunur. Bu suların bir kısmı ise atmosferdeki ve yerin üs­tündeki suların çok derinlere sızma imkanları bularak sıcaklığı art­mış ve sonra türlü nedenlerle yeniden dışarı çıkmış sulardır ki bun­lara da vados sular (güneş görmüş sular) denir. Yerin derinliklerine inildikçe, ortalama bir değerle, her 30 m. den 1° ısı arttığından bu su­larında çok derinlere sızmaları ile sıcaklıkları artmıştır. Böyle volkanik bölgelere ve yerkabuğunda kırıkların bulunduğu yerlere tekabül etmek üzere bu sular kaplıca suları olarak yeniden yüze çıkmışlardır. Bunlar arasında çok sıcakları vardır. Ancak. çok sıcak ta olsalar. Kaplıca suların hangisinin juvenil ve hangisinin vados kökünden geldiği kesinlikle bilinmemektedir. 

Kaplıcalarımızın, çok yerde birbirinden farklı özellikleri vardır. Az derinlikte renksiz olan bu sular, banyo ve havuzda yeşilimsi görülür, içine bazı parçacıklar karışmışsa bulanık olabilir, dışarı çıkınca gazlarından bir kısmını kaybettiğinden her suda az çok bulunan demirin ok­side olması ile kırmızımsı bir görünüş de alabilir, üzerinde köpüklenme de olur. Bazı kaplıca sularımız sabunlu gibi kaypaktır. Bunlar, içinde ma­denleri ve özellikle kalsiyumu az olan veya silikatlı olan sulardır. Kaplıca ve içmelerin çoğu kokusuzdur. Fakat geçtikleri yere göre bazı kokuları taşıyabilirler. Kokmuş yumurta kokusundan olan kükürtlü sular gibi. Kaplıca ve içmeler, içlerindeki madenlerin tadını verirler. Asit karbonik yakıcı, sodyum klorürlüler tuzlu, sodyum sülfatlı ve magnezyumlu sular acı olur. Kükürt kokulu suların içilmesi hoş değildir. Sodyum ve magnezyumlu sular bulantı verir. Suların asitlilik iyoniğini bilmekle beraber, ne dereceye kadar asit veya alkalin olduklarını anlamak mümkün olur ki, bu da pH değerinin belirtilmesi ile anlaşılır. pH değeri 7 den fazla olanlar alkalin, aşağı bulunanlar asit sayılırlar. 

Kaplıca sularımızın, çeşitli derecelerden, radyoaktiviteleri vardır. Sularda madenlerin iyonize halde bulunmaları, kaplıcaların başta gelen özelliğidir. İyon halinde bulunan cisimler organizma ile daha kolay kay­naşabilirler. Atom çekirdeklerinin parçalanması ile tane ve dalga halinde ışınlar yayınlanmasına radyoaktivite, denilmektedir. Bu ışınlar, or­ganizmaya önemli etki yaparlar. Radyoaktif cisimler, yeryüzünün her ya­nında dağınık olarak bulunduğundan, her kaynakta az çok vardır. Fakat kaplıca ve içmelerin suları, daha uzun yollardan geldiklerinden ve daha çok maden yaladıklarından daha fazla radyoaktiviteli olurlar. Belli başlı radyoaktiviteli cisimler uranyum, toryum ve aktiniyum'lardır. 

Uranyum ve ondan doğan cisimler grubunda radyum ve ema­nasyon'u bulunur. Radyum, alkalen topraklardan olup, 2-3 bin yılda büyük bir enerji ve sıcaklık yayarak kendi kendine yok olur, böyle par­çalanarak yok olurken de a, b, y adları ile anılan ışınları yayınlayarak yeni birtakım cisimler doğurur. Radyum atomu parçalanırken, bir yan a ışını (helyum iyonlarından oluşan ve pozitif elektrik taşıyan taneler) çıkar, öte yandan da gaz halinde emanasyon denilen cisim doğar. Sözü geçen b ışını ise, negatif elektrik taşıyan eletronlardır. Burada y ışınına gelince, bu dalga olup, röntgen ışınından sonra en küçük dalga 00­yundadır. Emanasyon, radyumun parçalanmasından doğmuş gaz halinde. bir cisim olup. hayatı çok azdır ve 21 günde yok olur. Kaplıca ve iç­melerde bu cisimlerin emanasyonları bulunur. En çabuk yok olanı, en fazla radyoaktiviteli demektir. Tedavide asıl bir dakikada gele o emanasyon miktarının önemi vardır. Kaplıcalarda emanasyon ya gaz halinde çıkar veya su içinde erimiş olarak bulunur.            ­

Türkiye'nin kaplıca ve içmelerinden. çok eskiden beri faydalanılmış olduğu, günümüze kadar kalmış eski kaplıca tesislerinden ve bunların yı­kıntılarından anlaşılmaktadır, Kaplıca ve içme tedavisi o derece önem kazanmıştır ki, bu alanda balneoloji adı ile bir 'bilim gelişmiş, uygulamaları da balneoterapi (kaplıcalarından yararlanılarak hastalıkları iyileştirme) adı altında toplanmıştır. Bütün bu sularımızdan "dı1tan te­davi" ve "içten tedavi' olmak üzere başlıca iki tarzda faydalanılmaktadır. Dıştan tedavide su banyosu, duş, buğu banyosu, çamur banyosu şekillerinde faydalanılır. İçten tedavide ise memleketimizde içme adı ile anılan yerlerde, çoğunca bu suları belli birtakım ölçülerde içerek şifa bulma tarzında faydalanılır.www.ekodialog.com

         Memleketimizin birçok kaplıcalarında büyücek bir havuz. Kimisinde de daha fazla sayıda havuz vardır. Bu havuzlar, hemen her yerde. kap!ıca sularının kaynadığı yerin hemen üstüne veya yanına yapılmıştır. Tek havuzlu kaplıcalarımızda birer saat ara ile veya günün birer bö­lümünde kadınlar ve erkekler tedavi görürler. Bu havuz1ann sulan günde en çok 2 kere boşaltılır ve yine doldurulur. Bir kısım kaplıcalarımızın özel banyoları da vardır. Bunların bir kısmı çimento havuzcukları ha­lindedir. Ege, Marmara ve İç Anadolu ile Doğu Anadolu kaplıcalarının çoğu böyledir. Türkiye'de kaplıca suları, madenler gibi göz önüne alın­dıklarından devlet malı olup, çoğunlukla kişilerin işletmesindedir. Sa­yıları bugün çok olan böyle işletmelerde her türlü sağlık şartlarını iyice yerine getirmek, buralara iyi eğitilmiş hizmet personeli yer­leştirmek barınma yerlerini (otel motel pansiyon...) kaplıcalığa uyar şekilde sağlamak kaplıca yerlerine rahat ulaşma imkanlarını temin etmek (yol, taşıt) başta gelen işlerdendir. 

Kaplıcacılık, üzerinde çok ve incelikle durulması gereken bir memleket varlığının kaynağıdır. Gerçekten yerin derinliklerinden gelen ve çeşitli kimyasal ve fiziksel özellikleri bulunan şifa verici su lanmızdan yararıanıhrken. ölçüyü birinci derecede göz önünde bu­lundurmak gerekmektedir. Çünkü kaplıca kaynaklarının hemen yanına  ve eski kaplıcaların yerine kurulması düşünülecek büyük ve modem ban­yolu otellere yatırım yapılırken böyle yederdeki kaynak sularının ar­tırılması gerekecek ve "kaplaj"' a (su derleme işlerine) başvurmak icap edecektir ki bu iş çoğunca birtakım problemler ortaya çıkarabilir.

Çünkü, böyle bir halde çıkan suyu bir depoda biriktirerek otellere dağıtmak, olayı çözememektedir. Bu türlü sağlık verici suların yer üstüne çıkış noktalarında yapılacak değiştirmeler ve bu arada ölçüsüz yapılmış kaptajlar, suyun özelliğinin kaybolmasına veya hiç olmazsa etkilerinin azalmasına yol açabilir. Suyun birikmesi ve bekletilmesinde kapılıca suyunun bileşim bakımından değişikliğe uğramasını asgari derecede tutabilmek ve çıkıştan itibaren hastaya uygulanacak yere kadar geçen zaman ve mesafenin, suyun şifa verici değerli Unsurlarının kaybolmamasını sağlamak, kaptaj tekniğinin başta gelen yönüdür. Bunun için yeni tesislere kavuşurken kaplıcalarımızda bu ölçütleri aşmamak ve tabiatı, mümkün olduğu kadar, zorlamamak gerekir. Öte Yandan, bu tesislerin yapılması sırasında binaların yerinin az rüzgar tutan yerlerde Ve biçimde inşa edilmesi. bölgenin iklim esaslarına göre yapı tarzının ve bu arada pencerelerin. sağlık durumu birinci derecede göz önüne alınarak ya­pılması icap eder.www.ekodialog.com

Memleketimizde çeşitli hastalıklara (Özellikle romatizma, nevralji,  polinevrit, artoz, siyatik, gut, bazı felçler, kadın hastalıkları, deri hastalıkları, nevrasteni. dimağ yorgunluğu mide hastalıkları karaciğer hastalıkları. bağırsak hastalıkları. idrar yolu hastalıkları) şifa verici olan büyüklü küçüklü, kimisi modem tesislerle dolu, kimisi sade Ve küçük ölçülü faydalanma yerine sahip o/an çok sayıda kaplıca Ve içme/er vardır. Bun/arın bazısı düzgün ve işlek yollara ya­kındır. Birçoğu dağlık yerlerdedir. Hepsi, ayrı ayrı, sağlık ve turizm ba­kımından büyük değer taşırlar. Bunların hepsini burada ayrı ayrı belirtmek bu eserin çerçevesini aşacağı için, sadece belli başlıcalarından söz edilecektir. Bu kaplıcaların en çok Ve sık olduğu yerler Bat! Anadolu, Samsun ile Adana arasına çekilecek bir hattın" her iki yanındaki birçok kaplıcalar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki tek tek kaplıca ve içmelerdir.

Yalova, Bursa kaplıcaları:www.ekodialog.com

Türkiyenin ilk modern termal istasyonu olarak burada önce. Yalova kaplıcalarından söz edelim. Bu kaplıcalar İstanbul ilinin Yalova ilçesine 10 km. uzaklıktaki Gökçedere Yakınında. ağaçlıklar arasındadır. Eski çağlardan beri faydalanılmış bir kaplıcadır. Cumhuriyet devrinde Ve Ata­türk zamanında bugünkü modern durumuna getirilmiştir. Otellerinde 520 yatak vardır. Kaplıca kaynaklarından bol su çıkar, Sıcaklıkları  48­ - 62° C, bileşimi Sodyum, sülfatı oligo - metaliktir. 

Sayılan fok olan Bursa kaplıcaları da Türkiye'nin en çok ziyaretçi çeken yerleridir. Bu kaplıcalardan bir kısmı Bursa şehrinin Çekirge sem­tindedir. Burada çok sayıda konaklama yerleri ve modern tesisler var­dır. Bunlar arasında Osmanlılar zamanından kalma kaplıca yerleri de bu­lunmaktadır. Cumhuriyet devrinde yaptırılan Çelik palas'ın banyoları da Çekirge semtinin şifalı sulan ile beslenir. Çelik palas'ın büyük havuzu ta­rihi Türk banyolarının tipik bir örneğidir. Çekirge semtinde termal tedavi yapan Askeri Hastane de yurdumuzun, termal tedavi cihazlan ba­kımından en zengin işletmelerindendir. Buradaki suların sıcaklığı 45° C, bileşimi kalsiyum, sodyum, bikarbonatlı, oligo - metalik, radonludur. 

Bursa şehrideki kaplıca gruplarından biri olan Kaynarca - Yeni Kap­lıca'nın sulan granit kayalarının çatlaklarından çıkar. Bu suların sıcaklığı 83° C dan çok, bileşimi sodyum, bikarbonatlı, kükürtlüdür. İki tarihi havuz, özel banyolar ve buğuluk vardır. Yeni Kaplıca, Türk termalizm mi­marisinin tipik tarihi bir örneğidir. Çinilerle süslü geniş ve yüksek kubbesi, 8 kemer üzerine kurulmuş banyoları bu Türk eserinin özelliklerindendir.

Bursa’nın Bademli bahçe kaplıcaları adı ile anılan kaplıca yerleri, "Kükürtlü Kaplıcası", "Kara Mustafa Kaplıcası" ve başkaları vardır. Bunlardan Kükürtlü Kaplıcası Bursa'nın tarihi ve önemli kaplıcalarından biri olup güzel Türk eserlerindendir. İki büyük havuzu ve 80 kadar ban­yosu vardır. Memleketimizin kaplıcalarındaki sıra banyoların tipik örneği buradadır. Suyun sıcaklığı 82° C, bileşimi sodyum, bikarbonatlı, kü­kürtlüdür. Değerli Türk eserlerinden biri de Kara Mustafa kaplıcalarında görülür. Burada tarihi değeri olan bir havuz, 6 özel banyo vardır. Suyun sıcaklığı 53° C, bileşimi sodyum, bikarbonatlı, radonludur. 

Bursa'nın bir kaplıcası da Eski Kaplıca'dır. Türkiye'deki en eski kaplıca tesislerinden biri olup. basık kubbelidir. Suyun sıcaklığı 45° C, bileşimi kalsiyum, sodyum, bikarbonatlı, oligo - metalik, radonludur. 

Bursa şehri dışında fakat bu il içinde de kaplıcalar çoktur: Baş­lıcaları Gemıik Kaplıcası, Oylat Kaplıcası (İnegöl ilçesinde), Armutlu Kaplıcası (Gemlik ilçesinin Armutlu bucağında), Mustafa Kemalpaşa Kaplıcasıdır. Gemlik kaplıcası eski eserlerden olup, deniz kıyısına yakın bir yerde, konaklama, yerleri, havuzu, 16 özel banyo olan bir şifa kaynağıdır. Suyun sıcaklığı 36° C, şifalı suyun grubu kalsiyum karbonatlıdır. Oylat kaplıcası İnegöl'ün Saadet köyünde olup, orman. içinde, güzel manzaralı ve 840 m. yüksekliktedir. İki havuzu. 6 özel banyosu ve fizik tedavi enstitüsü vardır. Suyun sıcaklığı 40° C, şifalı suyu grubu kalsiyum, sülfatlı, bikarbonatlıdır. 

Bursa'nın Tahtaköprü bucağına bağlı Çitli köyünde, İnegöl' e 12 km. uzaklıktaki madensuyu, hem yurt içi, hem de yurt dışında önemi bi­linen bir şifalı sudur. 120 yıldan beri işletilir. Mide, karaciğer, safra ke­sesi ve idrar yollan hastalıklarına şifa verici değerdedir. "Çitli Ma­densuyu" adı ile anılan bu suyun sıcaklığı  15° C, pH değeri 6,8 dir. 24 saatte 5000 litre kadar tutan bir verimi vardır. Şifalı suyun grubu sodyum, bikarbonatlı, karbogazöz'dür. Bu şifalı suyun değeri, dış memleketlerde de anlaşılmış, 1855'den beri katıldığı milletlerarası yarışmalarda 9 defa madalya kazanmıştır. Türkiye'nin büyük şehirlerinde şişelere doldurulmuş olarak satılır. 

Bursa'nın Soğukpınar bucağında Çaybaşı köyü yakınında benzer özellikte başka maden suları daha vardır ki, "Uludağ Maden Suları" adı ile anılır. İçimi hoş ve güzel bir sofra suyu olan bu maden sularının şi­şeleme tesisi vardır. 

Afyonkarahisar maden suyu: 

Türkiye'nin ünlü maden suyu işletmelerinden biri "Afyonkarahisar Kızılay Maden Suyu"dur. Afyon'un 22 km.  kuzeyinde ve 1000 m. yük­seklikteki bir yerde çıkan bu şifalı sulardan, eski çağlardan beri fay­dalanılmış olduğu kazılardan anlaşılmaktadır. Bu şifalı kaynağın maden suyu şişeleme işletmesi olarak yararlanılmasına 1906 da baş­lanmış ise de, asıl modem tesisler 1926 da Kızılay Derneğince yap­tırılmıştır. Şifalı suyun grubu sodyum, bikarbonatdır. Bu suyun çok sa­yıda kaynakları vardır ve tekniğine uygun bir kaptajı bulunmaktadır. Suyun sıcaklığı 16° C, pH değeri 6,6 dır. Bu işletme Türkiye'nin en büyük maden suyu şişeleme işletmesi olup, maden suyu ve maden suyu sodası halinde yılda 30-40 milyon şişe elde olunmaktadır. Mide ra­hatsızlıkları, karaciğer ve safra yolları, bağırsak ve böbrek ra­hatsızlıklarına karşı şifa vericidir. 

Yozgat ilinde birkaç kaplıca vardır ki, başlıcaları Sarıkaya  Terzili ve Sorgun Yeşilova kaplıcalarıdır. Sarıkaya ilçesindeki kaplıcadan Es­kiçağdan beri faydalanılmıştır. Konaklama yerleri (200 yatak), iki havuzu vardır. Sıcaklığı 45°C dır. Sorgun ilçesindeki kaplıcada bu eş­letmeye bağlı konaklama yerleri (60 yatak), havuzlar \re özel banyolar vardır.www.ekodialog.com

Tokat'ın başlıca kaplıcası Sulusaray kaplıcasıdır. Sıcaklığı 50°C olan bu kaplıca, Eskiçağdan beri faydalanılmış bir şifa kaynağıdır. Ko­naklama yerleri (80 yatak), havuzlan ve özel. banyoları vardır. 

Çorum'un başlıca şifalı kaynağı Figani kaplıcasıdır. Mecitözü ilçesindeki bu kaplıcadan milattan da önceleri yararlanıldığı an­laşılmaktadır. Kaplıcanın bir oteli (50 yatak), havuzu, özel banyoları vardır. Sıcaklığı 36°C dir.

Amasya'nın başlıca şifalı suları Hamamözü kaplıcası ile Kah­ramanlar içmesi'dir. Birincisinde türlü konaklama yerleri (200 yatak), ha­vuzlar ve banyo yerleri vardır. Sıcaklığı 38°C dir.  İçmesi, mide rahatsızlıklarında şifa vericidir. Bu kaplıcalarının 1 km. yakınındaki Kahramanlar içmesi, mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir. 

Samsun'un başlıca şifalı su kaynakları havza kaplıcaları ile ladik kaplıcasıdır. Havza ilçesinde yan yana üç yerden çıkan sıcak su­ların (55) bulunduğu yerde üç hamam vardır. Bu kapbca1ar sularından Eskiçağdan beri faydalanılmıştır. Hamamların çoğu Selçuklulardan kal­madır. Burada çok sayıda temiz oteller vardır (200 yatak). Su sodyum, bikarbonatlıdır. Ladik kaplıcası da pek eskidir. Konaklama yerleri (100 yatak), havuzları, banyoları vardır. Kalsiyum, bikarbonatlıdır. Sıcaklığı 36°C dir. Kaplıcada, sıcak suyun hemen yanında Kızgözü denilen soğuk bir kaynak da vardır. Ladik kaplıca sulan, madeni az, çelikli bir su olup, sinir rahatsızlıklarına ve çocuk felçlerine şifa vericidir. 

Kaplıca ve içmelerin toplandığı yerler arasında Adana, İçel, Hatay, Malatya, Diyarbakır ve Elazığ illeri de vardır. Bahçe ilçesindeki Haruniye kaplıcası ile Ceyhan'ın sulucadere Kozan'ın kodas ve Adana'nın Kurttepe içmeleri tanınmıştır. Harun;ye kaplıcası (33)., Düldül dağı eteğinde ve Ceyhan nehri kenarında bir mağarada kaynamaktadır. Burada 4 kaynak vardır. Sular tabii bir havuzda toplanır.  

Giresun' da birçok içmeler ve bu arada Şebinkarahisar maden suyu vardır. İdrar yolu rahatsızlıklarında çok şi fa verici olan bu suyun (18°C) bulunduğu yerde şişeleme tesisleri bulunmaktadır. 

Trabzon'da çeşitli içmeler vardır. Bunlardan biri Kisarna (şimdiki adı Bengisu) maden suyudur (ISOC). Yurdumuzda tanınmış maden su­larından biridir. Kaynakta şişeleme tesisleri bulunur. İçimi çok güzel bir maden suyudur. Rize'nin Küçükçayır köyündeki içmeler (ISOC), ko­naklama yerleri vardır. 

Sivas ilinde bol sulu kaplıcalar ve içmeler çoktur. Bunlardan Yıldızeli ilçesindeki Sıcak Çermik kaplıcası (43°C konaklama yerleri, ha­vuzlan, özel banyoları var), Suşehri ilçesindeki Akçaağı i kaplıcası(43°C, konaklama yerleri, havuzları var), Kangal ilçesini Balıklı Çermik kaplıcası (36°C, konaklama yerleri, havuzlan var) söylenebilir. 

Erzurum ili, kaplıcaları ve içmeleri bol bir bölgemizdir. Bun­lardan iki kaplıca bu bölgede çok tanınmıştır: Ilıca kaplıcası ve Pa­sinler kaplıcası. Erzurum şehri yakınındaki Ilıca kaplıcası (38°C), bol sulu kaynaklan, konaklama yerleri, havuzlan ve özel banyoları ile birçok ziyaretçi çeker. İçinde karbon hidrojen bulunan dünyanın nadir kaplıca sularındandır. Pasinler kaplıcası (suyu 40°C) ise Hasankale ka­sabasındadır. Çok eski kaplıcalarımızdan biridir. Sular burada birçok yerlerden kaynar. Konaklama yerleri, havuzlan, özel banyolan vardır. 

Kars ilinin de şifalı kaplıca ve içme suları vardır: Kuzganlı, Gazlı Cocorta, Karaurganlı kaplıca ve içmeleri. Bunlardan Sarıkamış'ın Karaurganlı içmesi (9°C), konaklama yerleri ve içme çeşmeleri bulunan bir şifa kaynağıdır. Mide rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. 

Ağrı ilinde ise Diyadin Kaplıcaları, birçok tesislerin kurulabileceği önemli kaplıca sahalarımızdan biridir. Burada sıcaklıkları 40°C ile 60°C arasında değişen birçok kaynaklar çıkar. Bu geniş kaplıcalar alanındaki konaklama yerlerinde 100 yatak vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005