Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Dünya'da Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler ve Bunların Ekonomik ve Sosyal Kalkınmaya Etkileri 

Ülkemizde bilimsel ve teknolojik faaliyetler, araştırma geliştirme faaliyetleri ile birlikte oluşmaktadır. Bilim ve teknoloji alt yapısı itibariyle ülkemiz istenen seviyeygelememiştir. Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planında A+G harcamalarına GSMH'dan ayrılan kaynakların %1'e yükseltilmesi, 10 000 çalışan nüfusa düşen araştırma personeli sayısının 15'e çıkarılması hedeflenmiştir. Ancak bu hedeflere erişilememiştir

Bilim ve teknolojinin hedefi, araştırmacı insan gücü kaynaklarını geliştirerek, ucuz ve kaliteli yeni ürünlerin üretimini sağlamak ve refah seviyesinin artırılmasına hizmet etmektir. Bu sebeple, bütün ülkeler, özellikle bilim ve teknolojinin önemini çok iyi bilen, getirdiği ekonomik faydaları elde eden gelişmiş ülkeler bilim ve teknolojiden azami ölçüde yararlanmaktadırlar. Bugün bilim ve teknolojinin etkin olduğu, teknolojinin sınır tanımaz özelliği dolayısıyla bütün ülkeleri etkilediği ve küreselleştiği bir dünya'da yaşıyoruz. Bu gelişmelerin oluşmasında bilimsel Araştırma-Geliştirme (A+G) faaliyetleri önemli rol oynamıştır

Yeni teknolojilerin kullanılması ile yeni mallar, ucuz fiyatlarla, daha çok fonksiyonlu ve hemde daha küçük hacimlerde piyasaya arz edilerek, pazara sürülmektedir. ABD ve Japonya yanında Avrupa Topluluğu ülkeleri ve Güney Asya ülkeleri de 1980'li yıllarda aynı teknolojileri elde etmeye ve bunları kullanmaya büyük önem vermişlerdir. Bu ise A+G harcamalarına daha fazla kaynağın ayrılması ile sağlanmıştır

Bilim ve teknolojide meydana gelen gelişmeler,  toplumların kültürel,  ekonomik ve siyasi yapılarını birlikte etkilemektedir. Bütün  dünya ülkeleri kalkınmak,  daha iyi kalitede mal ve hizmet üretmek, daha az kaynak kullanarak ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile bilim ve teknolojiye önem vermektedirler.

Son yıllarda bilim ve teknoloji politikalarının gelişmesi ile hızlı bir ekonomik büyüme sağlanmış, bilgi birikimi artmış bulunmaktadır

Artık bugün, bilim ve teknoloji politikalarının problemleri değişmiştir. Bugünkü teknolojik gelişme ve ekonomik ve sosyal yaşamda görülen faydalar arasındaki fark zamanla ölçülmektedir. Problemler yeni teknolojiler üzerine bina edilmiş ve enformasyon teknolojilerine dayanmış olarak ilerlemekte, Yeni üretim sistemi (yeni sanayi stratejileri ve yapılan yeni yollar, yeni yapılaşım ve yeni sosyal organizasyon modelleri) prosesleri ortaya konmaktadır.

    Bu hızlı gelişmeler sonucunda Hükümetlerin politikaları alt üst olmaktadır. Tüketim ve üretim teknikleri ve ekonomik sistem değişmektedir. Böylece, mevcut geçiş periyodu, yeni politikaları değiştirmeye gerek göstermiştir. Bu değişim dolayısıyla, hakim durum (ekonomik, sosyal, politik, teknolojik ve bilimsel projeksiyonlara dayalı) yalnız yeni bir yaklaşım stratejisiyle (politik boyuttan farklı olarak) etkilenmektedir.

Böyle bir strateji elemanları ihtiva edecek şekilde ülkeler durumlarını değiştirmektedir. Bilimsel ve teknolojik politikalarda olduğu kadar tüm ülkelerin ihtiyaçları benzerlikler göstermektedir. Bugün küresel seviyede, bilimsel ve teknolojik bilgi ve pazarlama seviyesinde araştırma, bilimsel ve teknolojik gelişmede işbirliği yapmak için başlıca şartlar; kalkınmaya bilim ve teknolojinin katkısını artırmak yoluyla olmaktadır.

Bugün araştırma sisteminin sağlığı ve onun ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmaya katkısının kuvvetlendirilmesi, bilim ve teknoloji politikasının en büyük konusudur. Her ne kadar, teknolojik ilerleme süreci, teknik gelişmelerle değişmişsede, bu sürecin küreselleştirilmesi büyümektedir. 

       7.1-Bilimsel  ve Teknolojik Gelişmeler 

    Eğer son 200 yıl içerisindeki milletlerin ekonomik büyümesi, yeni ekonomik çağ çerçevesinde bir süreç gösteriyorsa, çağın yenilikleri nelerdir ? Çağın yenilikleri ve modern ekonomik yaklaşımla ayırımı, ekonomik ve üretim problemlerine bilimin uygulanma derecesidir. Modern endüstri üretimini elde etmek (çelik, gıda maddeleri, demiryolu) bilimsel prosedürler uygulanmadan mümkün değildir. Özellikle, üretimde kaliteyi tutturmak ve standart sağlamak imkansızdır.

Teknolojik gelişmenin doğuşunda, bilim-teknoloji ve A+G faaliyetleri önemli rol oynamıştır. Dolayısıyla, bütün teknik ilerlemeler bilimsel araştırmaya dayalı olup, uygun teknoloji ileri teknoloji olmadan gelişemez. Bu ise ancak araştırmaya bağlı olarak sürmektedir.

7.2- Kalkınmaya Çağrı

 

   Geçen asrın sonunda başlayan ve 2.Dünya Savaşı sonunda artarak devam eden, kurumsallaşmış araştırmalar, OECD ülkelerinin ekonomik faaliyetlerinin başlıca bir elemanı olmuştur. Böylece küresel kaynakların artan bir hacimde, A+G'ye tahsisi ve bilgi stoğunun artması -sağlanmıştır. 

 TEKNOLOJIK DEGİŞİM ÇALIŞMA HAYATI İLİŞKİSİ

  1.Kadın ve çocukların Çalışması

Sanayi devriminden onceki donemde rastlanan ekonomik düzenler içinde de kadin ve çocukların üretim faaliyetlerine katıldıkları bilinmektedir. Bununla beraber Sanayi Devrimi ile birlikte kadın ve çocuklar fabrikalarda en ağır ve yıpratici çalışma koşullarında çalışmaya zorlanmıslardır. Bunun çeşitli sebepleri bulunmaktadir. Kuskusuz ilk sebep parasaldir. Gerçekten sozlesme serbestisinin egemen ve mesleki örgüt (sendika) kurmanın yasak olduğu bu donemde, iicretlerin çok düşük bir düzeyde bulunması ve aile reisinin aldığı ücretin yetersizligi karşısında kadın ve cocuklar çalışmak zorunda kalmışlardır. Ayrıca, makinalaşma ile üretim tekniginin sadeleşmesi, kadın ve çocuğun mesleki bir bilgi ile yetiştirilmelerine (çıraklık gibi) gerek kalmaksızın ekonomik hayata girebilmelerini sağlamıştır. Günümüzde de özellikle dokuma ve diğer bazı sanayi dalları -elektronik ve kimya gibi kadınların çalıştırılmaları icin daha uygun bir nitelik arzetmekte ve bu da dokuma sanayiinde olduğu gibi kadın işgücüne karşı talebi arttırmaktadır.

Aile başına gelirin veya tek başına aile reisinin ücretinin yetersizligi sebebiyle, çok sayıda kadın ve çocuğun fabrikalara girişi ve çok kötü çalışma koşulları altında istihdam edilmeleri, toplumsal açıdan olumsuz sonuçlar yaratmıştır. Nitekim genç yaşta ölümler çoğalmış, sakatlıklar artmış ve uzun çalışma süreleri ile gece çalışması sonucunda aile yaşamı bölünmüş ve dağılmalar ortaya çıkmıştır öte yandan 19. yüzyılın ortalarından başlayarak gelişen insancıl ve top­lumsal düşüncelerin etkisiyle, işçileri ve dolayısıyla da kadın ve çocukları çeşitli yollardan koruma ve onlara yaşam düzeylerini ve çalışma koşullarını  iyileştirmeye yardımcı olabilecek hak ve özgürlükleri tanıma yönündeki çabalar artmıştır.

2. Teknolojik İşsizlik

Bilindiği üzere, makinalaşmanın tarım sektörüne uygulanması; kırsal alan­da yoğun bir işsizliğe yol açmış, zaten var olan gizli işsizlik daha da artmış ve açık işsizlik ortaya çıkmıştır. Bu da köyden şehirlere göçü hızlandırmış ve böy­lece teknolojik işsizlik doğmuştur. Bu işsizlik insangücü yerine makine ikame edilmesinden veya daha verimli yöntemlerin uygulanmasından ileri gelen bir işsizliktir.Buna göre, çalışanların teknolojik değişim sonucunda karşı karşıya kaldıkları en önemli sorun; yeni teknolojilerin,

uygulanmaya başlamasıyla işleri­ni kaybedip kaybetmeyecekleridir. Tüm teknolojik değişmelerde bir miktar işsizlik ortaya çıktığı bir gerçektir. Bununla beraber uzun vadede mallara olan talep artmakta yeni pazarlar açılmakta ve iş imkanları yaratılmaktadır. Bir başka deyişle, dinamik bir ekonomide otomasyon ilk tesirleri itibariyle istihdam im­kanlarını azaltır gibi görünmekte ise de, uzun vadede istihdamı yaratan bir etkiye sahiptir.

Ortaya  çıkabilecek  teknolojik  işsizlik  sorununa  karşı  çözüm,  işsiz  kalanla­rın  başka alanlarda istihdam edilmesinde ve yeni alanlarda eğitilmesine ilişkin planlarda aranmaktadır. Ancak, bu noktada yeni iş olanaklarının nerede buluna­cağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Otomasyonla  birlikte  en çok gelişme gösteren işlerin başında "bakım işleri" gelmektedir. Aynca az  gelişmiş  ülkelerin  ço­ğunda  zanaat  ve küçük  sanatlar  genel  ekonomik  faaliyetler içinde  önemli bir yer  tutmakta ve büyük bir kütleye istihdam olanağı sağlamaktadır. Bu anlamda, tek­nolojik işsizlik bakımından yeni kurulan sanayinin tarımsal nüfusu değil, işsiz olan zanaatkarları ve küçük sanat erbabını da çalıştırabilecek güçte olması ve za­naat ve küçük sanatlarla yapacağı rekabetin derecesi önem taşımaktadır.Teknolojik işsizliğe karşı alınabilecek tedbirler şu şekilde özetlenebilir.

 

                  Teknolojik işsizliğe karşı alınabilecek tedbirler şunlardır:

            -İşsizlik sigortasının kurulması ve devletin sanayi hareketini etkin bir program çerçevesinde düzenlemesi,

-      -     Nüfus artış hızının azaltılması,

-      -     8 veya 10 yıllık temel eğitim zorunluğunun getirilmesi.

-      -     Esnek çalışma saatlerinin uygulanması,

-      -     Otomasyon sebebiyle işsiz kalan işçilerin yine otomasyon sonucunda or­taya çıkan yeni işlere uyum sağlayabilecek şekilde eğitilmesi,

-                Teknolojik değişim sonucu aynı meslekte yeniden eğitilerek vasfın arttırılması,

                -Emeklilik yaşının indirilmesi,İşletme içinde yapılacak teknik değişmeleri üretimdeki değişimlerin bir plana bağlanması

3. Sendikaların Teknolojiye Karşı Tutumları

Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkaracağı sorunlardan en çok endişe eden­lerin

başında, işçiler ve sendika yöneticileri gelmektedir. Gerçekten sendikalar genellikle işgücünden tasarruf sağlayıcı makinelerin işletmeye adaptasyonuna, işsizliğe sebebiyet verir endişesiyle karşı çıkmaktadırlar. Bu sebeple, "istihdam güvenliği" sorunu toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde öncelikle ele alınan konu­lar arasına girmiştir. Sendikalar, teknolojik değişmelerin işlerinden çıkarılan işçileri çok zor durumda bıraktığını belirterek, bu insanların uzun süre işsiz kal­dıklarını ve buldukları işin ise düşük ücretli olduğunu belirtmektedirler. Yine sendikalar çalışma saatlerinin azaltılması, ücretlerin yükseltilmesi v.s. gibi yol­larla teknolojik gelişmenin istihdam üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmaya ça­lışmaktadırlar.

İşçiler teknolojik ilerlemenin olumlu bir şey olduğunu kabul etmekle bera­ber, kendi işkolu ve faaliyet sahaları içinde aynı teknik ilerlemeleri güvensizlik ve korku ile karşılamaktadırlar. Ayrıca sendikaların işçi ücretlerim arttırması teknolojik gelişmeye olumlu yönde bir etki de yapmaktadır. Gerçekten genel maliyet masrafları içinde işçilik oranının yüksek olduğu, rekabetin sert ve kâr marjlarının dar olduğu sanayi kollarında işverenler ücret artışlarına karşı çok hassas bir durumdadırlar. Bundan dolayı, işletmeler teknoloji bakımından benzer işletmeler ile aynı konumda bulunmaya ya da onları geçmeye mecbur kalmak­ta işletmelerin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine daha fazla önem vermelerine yol açmaktadır.

İşletme içinde yapılacak teknolojik değişmelerin işçilere ve sendikalara bildirilmesi yoluyla, onlarla bu konuda işbirliğine gidilmesi ve özellikle işveren­lerin otomasyon konusuna duyarlı bir biçimde yaklaşmaları (Almanya'da olduğu gibi), işçilerin teknolojik değişimlere karşı daha ılımlı bir tutum içinde olmaları­nı sağlayabilir. Bilindiği gibi otomasyon işçilere genellikle daha rahat ve gü­venli bir çalışma ortamı da sağlamaktadır. Böylece iş daha temiz ve daha az teh­likeli bir hale geldiği gibi, fabrikanın iç görünüşü de daha cazip olmaktadır.

Teknolojik değişmelerin toplu iş sözleşmeleri üzerinde de önemli etkileri olmaktadır. Beyaz yakalı işçilerin çoğalması, işletmenin işgücüne olan bağımlılı­ğının azalması gibi sebepler, işverenlerin toplu pazarlık gücünü daha da arttır­maktadır. Buna karşılık sendikalar, işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi bağıtlamaya, yeni açılan işlere işten çıkarılanların eğitim görmesi şartıyla yeniden alınmasını sağlama gibi yöntemlere başvurmaktadırlar.

YAPILAN ARAŞTIRMALARA GENEL BAKIŞ

Yeni teknolojilerin istihdam üzerindeki etkileri konusunda yapılan araştırmalar, genelde ve sektör bazında farklı sonuçlar vermektedir. Çoğu zaman farklı ülkelerde yapılmasına rağmen, bu çalışmalarda asıl önemli olan husus, kullanılan yöntemlerin farklı olmasıdır.

FlET 1978'de, Batı Avrupa'da 10 yıl içinde 5 milyon sekreterin işini kaybedeceğini tahmin etmiştir. Bu, ofis işlerinin % 20'sini oluşturmaktadır. Aynı tahmin, İngiltere'de banka ve sigortacılık işçileri için de yapılmıştır. Bir araştırmada, bu ülkenin bankacılıktaki istihdam seviyesinde 1982-1987 döne­minde azalma tahmin etmiştir. Oysa, İngiltere'deki başka bir araştırma bankacılıkta istihdamın 1990'a kadar istikrarlı kalacağını tahmin etmektedir. Nitekim, bu ülkedeki bankacılık, sigortacılık ve finans kesiminde, 1977 yılında 1.475.000 olan istihdam miktarının, 1986'da 2.167.000'e çıktığı görülmektedir..ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS) nün bu konuda yaptığı tahminde, ban­kacılıktaki çıktı miktarı ile istihdam düzeyi arasında negatif bir ilişki (katsayı: -1.0387) bulunmuştur. İngiltere'de yapılan bir çalışmaya göreyse, bu ilişkinin pozitif olduğu öne sürülmektedir. Bu durum muhtelif araştırmalar arasındaki çelişkiyi göstermektedir.

           ABD'de İnsangücü Hizmetleri Komisyonu (Manpower Services Commission) tarafından finanse edilen bir çalışmada Rothwell, (1981-1983) çeşitli imalat ve hizmet sektörlerindeki muhtelif işkollarında faaliyet gösteren firmala­rın yeni teknolojilerle ilgili istihdam politikalarını vak'a metoduyla araştırmıştır. Bu çalışmada, veri ile ilgili, "nereden", "nasıl" ve "hangi ölçütlere göre toplandı gına" dair hiçbir bilgi verilmemiştir. Sadece ankete katılan işçi sayısı ifade edil­mektedir. Ankette ise tek bir soruyla yetinilmiştir. Bu da sendikaların tanınma­sıyla ilgili genel bir soru olup yanıltıcı sonuçlar çıkarmaya müsaittir. Ankette, kalitatif ve istihdam etkisinin derecesiyle ilgili tefrik edici hiçbir soru bulunma­maktadır.

Otomasyonun ilk safhalarında istihdam konusunda yapılan tahminler, ileri teknik ürünü makinaların kullanımından çok bunların kendi özellikleri esas alı­narak yapılmaktadır. Mesela, doküman işleme (word processor) üreticileri, bir sekreterin, bu makinalarla 3-5 sekreterin yaptığı işi yapabileceğini ifade etmek­tedir. Bu oran esas alındığında, risk altında çok sayıda iş bulunabilir. Oysa, sade­ce teknik olan bu oranlamada, sekreterlerin zaman harcadığı mesaj alma, ziyaret­çilerin kabulü gibi makinalar tarafından ikamesi zor olan insanlararası münase­betler, genellikle hesaba katılmamaktadır. Bu tip tahminler, çok genel ve sübjek­tif olarak nitelendirilmektedir

KAYNAKÇA

Doç. Dr.  Yusuf Balcı   *Yeni Teknolojilerin Bankacılıkta İstihdam Miktarına Etkileri Konusundaki Araştırmaların ve Metot Bakımından Tahlili
Araş.Gör. Tunç Demir bilek
    *Teknolojik Değişimin Sosyal Ekonomik Açıdan Yarattığı Sorunlar
Yrd.Doç. Dr. Osman Demir 
   *Üretimde Teknoloji Kullanımı
Halime İnceler Sarılan
    *
Rekabette Başarının Yolu Teknoloji Yönetimi
Devlet Planlama Teşkilatı  *Türkiye'de ve Dünyada Teknolojik Gelişmeler

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005