Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Tarım Ekoloji Enformasyon 

Prof. Dr. Orhan Kavuncu

Genetik Kopyalama 1997 yılının geliş­mesi.. Bir yumurta hücresinin çekirdeğini bo­şaltıyorsunuz, kopyalamak istediğiniz canlının bir hücresini.elektro şokla veya füzyonla bu evsahibi hücreye zerkediyorsunuz. Koyunu kopyalayanlar, kopyalayacakları koyunun me­me hücresini almışlar.. Bunun yerine embriyo-nal veya fetal bir hücreyi de kullanmanın mümkün olduğunu söylüyorlar. Sonra bu yeni in vitro zigotu, yine in vitro çoğaltıyorsunuz. 

Sonra da yavru hücreleri sun'i dölleme yapar gibi koyunların ana rahmine koyuyorsunuz. Çekirdek transfer edilmiş bu yeni hücre bura­da bir zigot vazifesi görüyor ve sür'atle bölüne­rek farklı organları meydana getirecek şekilde embriyonal farklılaşmayı gerçekleştiriyor.

Şimdi artık meselâ Borola geninin diğer koyun ırklarına transferi için masraflı klâsik çiftleştirme, seleksiyon veya moleküler gen transferi yöntemlerine gerek kalmayacak, sanı-labilir. Çekirdek Transferi Yöntemi diye ifade edebileceğimiz bu kopyalama yöntemi ile, me­selâ karamanlarımızın Borola doğurması mümkün olacak. Ancak Borola'nın çok doğur­ma özelliği ile Karaman'ın meselâ dayanıklılık özelliklerini aynı yavruda toplamanın başka tekniklere de ihtiyacı olduğu açık. 

Genetik kopyalama deyiminin bu çekir­dek transferi yöntemini tam karşıladığı söyle­nemez. Çünkü çekirdek dışı genetik materya­lin varlığını bugün biliyoruz. Bu genetik mater­yalin ebeveynden döle geçiş mekanizmaları hakkındaki bilgilerimiz de, çekirdek içi mater­yal hakkındaki bilgilerimiz kadar net değil. An­cak net olan bilgimize göre, çekirdeği boşaltıl­mış yumurta hücresinin sitoplazmasında evsa­hibi canlıya ait bu "extrachromosomal" genetik materyal, genetik kopyası yapılması tasarlanan canlıya, evsahibi yumurtanın bazı özelliklerini kazandırmış olmalıdır. Dahası, bazı ana genle­rinin yavaı üzerindeki özel etkileri de yavruyu tam bir kopya olmaktan çıkarabilir. 

Son yıllarda bilgisayar ve elektronik tek­nolojisindeki gelişmeler, genetik çalışmaların ilerlemesinde ciddi katkılarda bulunuyor. Elektron mikroskobu sayesinde moleküler hücre çalışmaları çok ciddi ilerlemeler kaydet­ti. Bilgisayarlarda hemen bütün canlıların ge­netik kütüphanesini oluşturmak mümkün; bir­çoğu da yapılmış durumda. 

Elektronik teknolojisindeki ve onun bil­gisayarlara uyarlanmasındaki bu son gelişme­ler sibernetik mantığın ürünü olarak algılana­bilir. Ancak sibernetik mantık da bugüne ka-darki işleyiş istikameti bakımından sona gel­miş gibi görünüyor. 

Daha ileri sonuçlar elde edebilmenin bir yolu, sibernetiğin feedback mekanizmasını iki istikametti hale getirmektir. Şimdiye kadar canlıdaki özellikleri taklit ederek gelişmeler kaydedildi. Şimdi bu gelişmelerden geriye doğnı, yani bigisayardan canlıya doğru bir yol geliştirmek zamanıdır. 

Bilgisayar biliminde bu anlamda atılmış ciddi adımlar, "artificial intelligence" diye bir alt disiplin doğurdu. Bir canlının DNA sequen-ce'i bilgisayarda analiz ediliyor. DNA'nın ebe­veynden döle geçişi sırasındaki bütün yeni kombinasyon ihtimalleri bilgisayar tarafından çok kısa bir zamanda ortaya konabiliyor. 1955'lerden sonra bilgisayarda Monte Carlo si-mulasyon tekniklerini kullanarak, analizi yapı­lamayan stokastik prosesler, olasılık yoğunluk fonksiyonları formüle edilememiş istatistik da­ğılımlar yapay olarak üretilebiliyordu.

1977'de ben de doktora tezimi, benzeri bir genetik problemi bilgisayarda simule ede­rek yapmıştım. 30 generasyon seleksiyon yap­tığınızda erkekli dişili çoğalan bir populasyo-nun akıbeti ne olacaktı? Populasyonun büyük­lüğü, seleksiyonun entansitesi, genlerin kro­mozomlar üzerindeki dağılımı, aralarındaki uzaklık, gibi bir çok faktör ve tesadüf faktörü diye ifade edilen kontrol edemediğimiz çevre faktörlerinin stokastik etkisi, problemin anali­tik bir difference veya differansiyel fonksiyo­nunu ortaya koymanızı güçleştiriyordu.

1955'lerde genetikte ve istatistikte kulla­nılmaya başlanan bu simulasyon yöntemleri, bilgisayar bilimindeki bu suni zekâ (artificial intelligence) alt disiplininin ilk uygulamaları idi. 

Bugün kesin olarak bildiklerimiz ile bil­mediklerimizi ayırdetmek ve bilmediklerimi­zin bir sıralamasını, dökümünü yapmak için de bilgisayarlardan yararlanılabilir. Çekirdek içi genetik materyalin hangi özellikleri ne zaman determine ettiği bildiklerimiz setini, "develop-mental noice" denilen farklılaşma problemleri ise bilmediklerimiz setini oluşturuyor. 

Bir canlının gelişmesi sırasında ortaya çıkan hücre ve doku farklılaşmasında çekirdek içi genetik materyalin rolü de tam olarak çözü­lebilmiş değil ama, yüzümüzde kaşımızı oluş­turan ve etrafındaki epitel dokuda meselâ, yanyana iki hücreden birisinin kaş için kıl çı­karmasına, öbürünün çıkarmamasına sebep olan farklılaşma "developmental noice" diye biliniyor ve bu konudaki bilgimiz son derece az. Bu farklılaşmanın, çekirdek dışı sitoplaz-mik unsurlarla açıklaması yapılmaya çalışılı­yor. 

Bilgisayar simulasyonu ile, binlerce mo­del geliştirmek ve bunlardan gerçeğe en yakın olanlarını seçmek mümkün olabilir. Burada si­bernetik mantık, iki taraflı bir feedback meka­nizması ile yapılmış bir bilgisayar programını devreye sokabilir. Yani bilgisayarda geliştiril­miş modeli gerçek canlıyla karşılaştırarak dü­zeltmek, yeni modeli tekrar gerçek canlıyla karşılaştırmak gibi. Yani sibernetik şimdiye ka­dar canlıdan makineye doğru bir taklit yönte­mi idi. Şimdi makineden canlıya, canlıdan ma­kineye bir bilgi akışı söz konusudur. 

Genetik bilimindeki bu gelişmelerin ta­rımla ilgisi açık. Yüksek verimli ve kaliteli ürünler elde etmek tarımsal çalışmaların hede­fi. Tarımsal ürünler ise neticede canlı veya canlıdan elde edilen ürünler. Tarımsal canlıların genetik yapısını verim ve kalite yönünde iyi­leştirmek tarımda, ıslah çalışmaları diye bir alt disiplini oluşturuyor. 

Yirminci yüzyıl tarımsal üretimde kul­landığımız ilâç ve gübre gibi kimyasal madde­lerin çevreyi kirlettiği, böylece ekolojik denge­leri bozduğu bir dönem oldu. Parfüm sanayiin­deki, nükleer denemelerdeki hırs, bu bozul­mayı dev boyutlara ulaştırdı. Yaşlı dünyamızın yirmibirinci yüzyıla taşıdığı en büyük problem bu ekolojik bozulma ve çevre kirliliği proble­midir.

Yirmibirinci yüzyıla elbette sadece problem taşımıyoruz. En büyük avantaj, enfor­masyon teknolojisi ve genetik bilimindeki iler­lemelerdir.

O halde önümüzdeki yüzyılın bilim dünyasında öncelikli alanlar bu problemler ve avantajlar yumağında gizlidir.

Tabii burada bir de zihniyet meselesin­den bahsetmek gerekiyor. Yirminci asrın problemli ekolojisi kimin, daha doğrusu hangi zihniyetin eseridir? Çok kazanma hırsı ile, parası olanlar dışında kimsenin umursanmadığı kapi­talist zihniyet dünyayı bu hale getiren zihniyet­lerden bir tanesidir. İnsanın ihtiyaçlarını son­suz varsayan bu zihniyet, buna karşılık nimet­leri sınırlı gördü ve bunları sadece parası olan­ların istifadesine sundu

Sosyalist sistem ise, insan ihtiyacını hiçe sayan bir umursamazlıkla, dünya nimetlerini, sosyalist düzenin en iyi ve en büyük olduğunu ispatlamak uğrana çarçur etti. 

Problemin sebebi olan zihniyet, proble­mi çözme niyetini taşımaz. İnsanın ihtiyaçları­nı, kanaatkar bir insan modeli ile, sınırlı gören ve bu yüzden de nimetlerin herkese bol bol yeteceğini öngören bir zihniyet yirmibirinci yüzyılın mimarı ve hekimi olacaktır.

Bilgisayarın, enformasyon teknolojisi­nin, moleküler genetikteki dev ilerlemelerin, katilin elindeki bıçak mı, yoksa doktorun elin­deki neşter mi olacağı, yirmibirinci yüzyılda hangi zihniyetin dünyaya hakim olacağına, yani bu imkânlara sahip olacağına bağlıdır.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005