Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Türkiye’nin AB’ye Tam Üyelik Meselesi ve Kriterleri 

Giriş 

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile sosyo-ekonomik ilişkileri, 12 Ey­lül 1963' te imzalanan Ankara Anlaşması ile başlamış olup, geride 37 yıl­lık bir maraton bırakmıştır. Türkiye AB ile ilişkilerinde Hazırlık Dönemi (1964-1972) ve Geçiş Dönemini (1973-1995) geride bırakmış, 6 Mart 1995'te Gümrük Birliği (GB) Karan'nın alınmasından sonra da, 1996 yı­lı başından itibaren AB'ye tam üyelik yolunda Son Dönem'e (1996-.....) girmiştir. Bu ikinci maraton'unda en az 15 yıl süreceği ve belki de 2020 yılını aşacağı tahmin edilmektedir.

İşte bu makalenin amacı AB'nin Türkiye ve diğer aday ülkelerle ilgili yayınj^mış olduğu resmi dokümanlardan faydalanarak bu son marato­nun ne kadar zor geçeceğini ve bu konudaki gerekli bilgileri okuyuculara sunmaktır. 

Türkiye’ye Adaylık Statüsü 

10-11-Aralık-1999'daki Avrupa Birliği Helsinki Zirvesinde (Devlet Hükümet Başkanları toplantısında) Türkiye'nin AB'ye Tam üyelik Adaylığı kesinleşti. İlaveten zirvede, Kopenhag siyasi kriterlerini yeri­ne getirmiş olan ve ekonomik kriterlere uyum için gerekli tedbirleri almaya hazır oldukları görülmüş olan ve 13-Aralık-1997'den beri aday olan Bulgaristan, Malta, Litvanya, Romanya ve Slovakya ile Şubat 2000'de tam üyelik müzakerelerinin başlatılması kararlaştırıldı. Zaten Aralık 1997'de AB adaylığına kabul edilen Macaristan, Polonya, Çek Cum­huriyeti, Estonya ve Güney Kıbrıs ile AB ye katılım müzakereleri ise 31-Mart-1998'de resmen başlamıştı.

Ayrıca Helsinki Zirve Metninde 13 aday ülkenin tam üyelik müzake­resinde eşit kriterler uygulanacağı, aday ülkeler arasında sınır sorun­larının Birleşmiş Milletler (BM) kurallarına göre barışçı yollardan çöz­melerine gayret göstermeleri, bu sorunlar 2004 yılına kadar çözülmediği takdirde tarafların bu sorunların çözümü için Lahey Adalet Divanına (LAD) götürmeleri tavsiye edilmiştir.

Zirve metnine göre, hiçbir aday ülke diğer bir adayın AB'ye tam üyeliğini engelleyemeyeceği gibi, bütün adaylar tam üyelik için Kopen­hag Kriterlerine uymak zorundadır. Kıbrıs sorunu ise 2004 yılına kadar bir çözüme ulaşmadığı takdirde, AB konseyi Ada'nın tam üyeliği "ilgili tüm faktörleri dikkate alarak" 2005 yılında karara bağlayacaktır.

Kopenhag Kriterleri 

Bu kriterler 3 ana başlık altında toplanmıştır. Bunlar; 

-  "Demokrasi,hukuk düzeni, insan haklarına saygı ve azınlıkların korunmasını garanti altına alan kurumların istikrarını sağla­mak,

-  Birlik içindeki rekabet baskısına ve pazar güçlerine uyum sağ­layabilecek işleyen bir pazar ekonomisinin bulunması".

-  Siyasi, ekonomik ve parasal birliğe katılım gibi üyeliğin gerek­tirdiği zorunlulukları yerine getirebilme kabiliyetine sahip ol­maktır". 

Bu kriterlere göre her aday ülke iç politikadan adalete, çevreden re­kabet kurallarına, tarımdan çalışma hayatına, kısaca 1958'den beri oluşan tüm siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda 100 bin sayfa dolayındaki 31 ko­nudaki AB müktesebatına (mevzuatına) uyum sağlamak zorundadır. Bu uyumun bir kısmı adaylık döneminde, diğer kısmı da tam üyeliğe kabul edildikten sonra tamamlanmaya çalışılacaktır. Ancak, siyasi kriterler ye­rine getirilmeden AB'ye üyelik müzakerelerinin başlaması bile müm­kün değildir. Tabii, siyasi kriterlerin bazıları her aday ülke için farklılıklar arz etmektedir. Türkiye' de insan hakları ve Kürt meselesi, Romanya' da Çingenelerin durumu gibi. 

AB Komisyonu'nun 13 Ekim 1999'da yayınladığı Türkiye Rapo­runda ve yine Ekim 1999'da yayınlanması aday ülkelerin katılım yönünde kaydettiği ilerlemeye ilişkin Karma Belge'de AB'ye Tam Üyelik için aday ülkelerin uymak zorunda olduğu özel ve genel iktisadi ve siyasi kriterler yer almıştır. Biz burada daha çok Türkiye ile ilgili kriterler üzerinde duraca­ğız. 

Siyasi Kriterler 

AB Komisyonu'nun Ekim 1999 Düzenli Raporu Türkiye'de bir de­mokratik sistemin temel özellikleri mevcut olmakla beraber, ülkenin Ko­penhag siyasi kriterlerini hala karşılamadığı teyit etmektedir. İnsan hakları ve azınlıkların korunması konularında ciddi eksikler vardır. İş­kence sistematik değildir fakat hala yaygındır ve ifade özgürlüğü yetkili makamlarca devamlı olarak kısıtlanmaktadır. 

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Türk siyasi hayatında büyük bir rol oy­namaya devam etmektedir. Olağanüstü mahkemeler sistemi devam ederken, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde askeri hakimin yerine bir sivil hakim getirilmesi yargının bağımsızlığı açısından kesin bir iyileşmeyi tem­sil etmektedir.

Kürt asıllı vatandaşlarımız Türkiye de birinci sınıf vatandaş olmalarına rağmen, maalesef bu vatandaşlarımızın meseleleri "Azınlık Hakları ve Azınlıkların Korunması" başlığı altında yer almıştır. Rapora göre "Kürt kültürel kimliğinin belirli biçimleri tanınabilir ve ayrılıkçılığı veya terö­rizmi savunmaması şartıyla, o kimliğin ifade edilme yollarına daha fazla hoşgörü gösterilebilir. Örneğin, Kürt dilinde TV yayınlarına, görü­nüşte siyasi olmayan programlar için hoşgörü gösterilirken, resmi olarak hala müsaade edilmemektedir." 

Bu konuda iki Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ne atıfta bulunulmak­tadır. Bunlar "Ulusal Azınlıkların Korunması üzerine Çerçeve Sözleşme ve Bölgesel veya Azınlık Dilleri için Avrupa Şartı, ayrıca ulusal azınlıkların hakları üzerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne bir ek protokol hakkın­da Genel Kurul Tavsiyesi 1201" (1993). 

Rapora göre diğer bir siyasi mesele de, din özgürlüğü açısından Lozan Anlaşması ile tanınan azınlıklar ile diğer dini azınlıklar arasında bir muamele farklılığının hala mevcut olmasıdır.

İdam cezasının kaldırılması gerektiği, işkencenin, kayıpların ve yargısız infazların, sistematik bir şekilde olmasa bile, hala devam ettiği dile getirilmektedir. 

Son aylarda yargının bağımsızlığı ve demokratikleşme konuların­da bazı iyileşmeler vardır. Hükümet parlamento politik hayatını, adalet sistemini ve insan haklarının korunmasını düzenleyen bazı yasaların çıkar­tılması için ciddi bir şekilde çalışmaktadır. Bu konularda daha fazla düzen­lemeye ihtiyaç vardır. 

Ekonomik Kriterler 

a- Makro Hedefler 

AB'nin çeşitli Komisyon Raporlarında Türkiye'nin makro açıdan alması gereken ekonomik

tedbirler;

-  Ekonomik reformlar ve istikrarlı bir kamu maliyesi politikası,

-  Enflasyon düşmesine yönelik sıkı bir para politikası,

-  Kamu ve tarım sektörlerinde reformlar yapılması,

-  Fiziki ve sosyal alt yapının geliştirilmesi şeklinde özetlenebilir.  

b- Parasal Birliğe Katılım Şartları 

Parasal Birliğe katılım için bir ön şart olan Maastricht Kriterleri ise;

-  Fiyat istikrarı: Her üye ülkenin yıllık ortalama enflasyon hızı, en düşük enflasyon oranına sahip üç üye ülke ortalamasından %1,5'den fazla olmamalıdır (%1,5+1,5=%3 gibi).

Kamu Açığı: Üye ülkenin bütçe açığı o ülke GSMH'sının (Bütçe Açığı / GSMH oranı) %3'ünü aşmamalıdır (Bu yıl bu oran Türki­ye'de %11 dolayındadır).

Kamu Borçları: Üye ülkenin kamu borçlarını (kamu iç ve dış borç stoku toplamının) o ülke GSMH'sının (Kamu Borçları /GSMH ora­nı) %60'ı geçmemelidir (Temmuz 2000 itibariyle Türkiye'deki ka­mu dış borcu 62 milyar dolar, iç borç stoku da 48 milyar dolar, GSMH'si de 200 milyar dolar civarında olup bu oran (110/200) %56 dolayındadır. Türkiye'nin sıkıntısı iç borç stokunun kısa vadeli oluşu­dur).

Faiz oranları: Uzun vadeli faiz oranları, en düşük enflasyona sahip üç üye ülkenin yıllık ortalama faiz oranını %2'den fazla aşmama­lıdır (%6+2 = %8 gibi).

-  İstikrarlı Döviz Kur'u: Üye ülke paraları develüasyon olmaksızın

Avrupa para sisteminin döviz kurları mekanizmasında öngörülen normal dalgalanma marjlarına (kur ayarlamalarına) uymalıdır. 

Bu kriterler tam üyelik şartı olmamakla beraber aday ülkenin ge­leceği için hedef alması ve ekonomik performansını ona göre hazırlama­sının işaretleri sayılmaktadır. Türkiye'nin şu anda tutturduğu tek kriter ise kamu borçları kriteridir. 

c- Türkiye'nin GB Çerçevesinde İktisadi Mevzuat Yükümlülükleri. 

Gümrükler ve dış ticaret, rekabet, fikri ve sınai haklar konusundaki tüm tedbirler henüz tamamlanmamıştır. Gümrük Kanunu 4 Kasım 1999'da çıkarılıp 4 Şubat 2000'de uygulanmaya konmuş ise de;

Gümrük Müsteşarlığı Kanunu çıkmamış,

Fikri ve sınai mülkiyet hakları ihtilaflarını çözecek bir İhtisas Mahkemesi henüz kurulmamıştır.

Kamu Teşebbüslerine tanınan hakların AB mevzuatına uyumu,

-  Tunus, Mısır, Fas, Filistin, Ürdün ve Malta ile Serbest Ticaret An­laşmaları (STA) yapılamamış.

-  Tüketicinin korunması ile ilgili bir İhtisas Mahkemesi kurulama­mış,

Özel Tüketim Vergisi kanunu çıkarılamamış,

Ticarette Teknik Engellerin Kaldırılması ile ilgili kanun çıkarıla­mamış,

Kamu ihaleleri alanında AB mevzuatına uyumu sağlanamamış,

AB ile Türkiye arasında devam eden tarım ve hizmet sektörleri

ticaretindeki uyum müzakerelerinde bir ilerleme sağlanamamış,

Çevrenin korunmasına ilişkin AB mevzuatına uyum kanunu çıka­rılmamış,

AB Transit Sözleşmesine uyum,

-  Madencilik ve Petrol yasalarında AB mevzuatına uyum,

Sektörler ve Bölgeler itibariyle Devlet Yardımlarında AB mev­zuatına uyum sağlanmamıştır.

Diğer Ekonomik kriterler 

aa- İşleyen bir piyasa ekonomisi aşağıdaki kriterlerin varlığı ile de­ğerlendirilir. Bunlar;

-  Arz ve talep dengesi serbest piyasa ekonomisi ile kurulmuş, fiyat­lar ve ticaret serbestleşmiştir

Firmaların piyasaya giriş (yeni firmalar kurulması) ve çıkışları (if­las ve tasfiyeler) önünde önemli engeller yoktur.

-  Mülkiyet haklarının düzenlenmesi ve sözleşme hürriyeti dahil, hukuk sistemi yerine oturmuştur.

-  Yeterli fiyat istikrarı ve disiplinli bir kamu maliyesi ile ödemeler dengesi dahil makroekonomik istikrar sağlanmıştır.

-  Ekonomik politikanın temel ilkeleri üzerinde kapsamlı bir uzlaş­ma vardır.

-  Mali sektör, tasarrufları üretken yatırımlara kanalize edecek öl­çüde gelişmiştir.

Ekim 1999 Raporuna göre Türkiye, işleyen bir piyasa ekonomisi­nin özelliklerinin pek çoğuna sahiptir. Makroekonomik istikrar sağ­lanması yönünde ilerleme kaydetmiştir, fakat enflasyonist baskıları ve kamu açıklarının azaltarak ve ilave yapısal reformlar yaparak bu süre­ci devam ettirme ihtiyacı vardır. 

bb- Birlik içinde rekabet baskısına ve piyasa güçlerine dayanma kapasitesi kriteri ise;

-  Ekonomik faktörlerin istikrarlı ve öngörülebilir bir ortamda kararlar alabilmeleri için yeterli derecede bir makroekonomik istikrar ile birlikte, işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı,

-  Altyapı (enerji, telekomünikasyon, ulaştırma, vs.), öğretim ve araş­tırma ve bu alanda yeni gelişmeler dahil, yeterli bir miktarda ve uy­gun bir maliyette beşeri ve fiziki sermayenin varlığı,

-  Hükümet politikasının ve mevzuatın, ticaret politikası, rekabet politikası, devlet yardımları, KOBİ' ler için destek, vs. yoluyla re­kabet yeteneğini etkileme derecesi;

-  Genişleme öncesinde ülkenin Birlik ile sağladığı ticari bütünleş­menin derecesi,

-  Toplam mal ve hizmet üretiminde KOBİ' lerin etkinliği AB'ye uyumu ve intibakı kolaylaştırmaktadır. 

Rapora göre Türkiye, ekonomisinin tamamının Birlik içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş etme yeteneğine sahip olmasını sağlamak için, azgelişmiş sektörlerin ve bölgelerin modernizasyonuna yönelik tutarlı bir ekonomik gelişme politikası uygulamalıdır.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005