Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Avrupa Birliğindeki Gelişmeler ve Türkiye – AB İlişkileri 

Avrupa Birliğinin Tarihsel Gelişimi, Avrupa Birliği Nedir 

Hâlen dünyada 375 milyonluk nüfusu ile en büyük ve en başarılı bir ekonomik birlik olan AB, 1957 yılında Roma Anlaşması ile, Batı Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, ve Lüksemburg arasında kurularak 1958 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olarak yürürlüğe girdi. 

Başlangıçta üye ülkeler arasında Gümrük Birliği'ni daha sonra mal ve hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını hedefleyen, AET 1968 yılın­da GB'ni gerçekleştirdi. 1987 ortasından itibaren başlayan tek pazar he­defi ile de Topluluk içinde malların, hizmetlerin, kişilerin ve sermayenin serbest dolaşımı başlatıldığı için Topluluğun adı Avrupa Topluluğu'na (AT'a) dönüştü. AT, tek pazara 1992 yılında ulaşmıştır. 

1992'de imzalanan ve 1993'te yürürlüğe giren Maastricht Anlaşma­sı (Avrupa Birliği Anlaşması) ile de parasal ve siyasî entegrasyon (bü­tünleşme) hedeflerini gerçekleştirme aşamasına gelindiği için topluluğun adı bu sefer, Avrupa Birliği (AB) olarak anılmaya başlandı. AB'nin 1999 yılında gerçekleşmesi hedef alınmış ise de, parasal birliğin 2002 yılında gerçekleşmesi beklenmektedir.

Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesi iktisadî bir hadisedir. Türkiye gerçekte AB'ye değil, AT'a girmiştir. Diğer bir ifade ile Türkiye siyasî ve parasal birliğin dışındadır. Bu durumda Türkiye'nin GB' ye girmekle siyasi hükümranlık haklarını kaybettiği iddiası yersizdir. Türkiye sadece, AB'de alınacak ekonomik kararlara uymak zorunda kalacaktır. 

Topluluğun üye sayısı başlangıçta 6 iken (Altılar), 1 Ocak 1973 tarihin­de İngiltere, İrlanda ve Danimarka'nın katılmasıyla 9'a, 1 Ocak 1981'de Yunanistan'ın ve 1 Ocak 1986'da İspanya ve Portekiz'in dahil olması ile 12'ye, nihayet 1 Ocak 1995'te Avusturya, Finlandiya ve İsveç'in de tam üyeliğe kabulü ile de 15' e çıkmıştır. 

Türkiye-AT Münasebetleri, Avrupa Birliği Uyum Yasaları 

1958 yılında Türkiye'nin ihracatında % 40'ı ve ithalatının da % 30'u Al­tılılarla yapıldığı için Türkiye 1959 yılında Topluluğa ortak üyelik başvuru­sunda bulundu. 12 Eylül 1963'te Ankara Anlaşmasfnın imzalanması ve bu anlaşmanın 1 Aralık 1964'te yürürlüğe girmesiyle Türkiye, AET'nin "ortak üyesi" olmuş oldu. 

Ankara Anlaşması ile Topluluk arasında kademeli olarak Gümrük Birli-ği'nin kurulması hedefleniyordu. Nihai hedef ise, tarih belirtilmemekle be­raber, GB'den sonra "tam üyelik" idi. Türkiye'nin tam üyeliği üç aşama­dan geçecekti. Bunlar Hazırlık Dönemi (1964-1969), 23 Kasım 1970'te im­zalanan ve 1 Ocak 1973'te yürürlüğe giren Katma Protokol ile başlayan Geçiş Dönemi (1973-1995) ve nihayet tam üyeliğe götürecek son dö­nem idi. 

Hazırlık Dönemi

Türkiye'ye hiçbir fedakârlık yüklemediği hâlde, Topluluk, bu dönemde, Türkiye'nin ihracatının % 80'ini oluşturan tütün, kuru incir, ve fındık için gümrük vergilerini düşürmüş, pamuk ithalatına sıfır gümrük vergisi uygula­mış, diğer tarım ürünlerine de düşük gümrük vergisi uygulanmış, Birinci Malî Protokol ile de Türkiye'ye 175 milyon dolarlık bir malî destek ver­miştir. 

Geçiş Dönemi 

Topluluğun Türkiye'den ithal ettiği ve tarım ürünü saydığı zeytinya­ğı, salça, şeker tekstil ile işlenmiş petrol ürünleri dışındaki sanayi ürünle­rine uygulanılan, gümrük vergilerini sıfıra indirmiştir. Neticede sanayi mallarımız AT'a Eylül 1971'den beri gümrüksüz giriyordu. 

Ayrıca Topluluk bu dönemde 1973 yılında 2. Malî Protokol ile, 229 milyon ECU (Avrupa Para Birimi, halen 1 ECU 1.20 ABD dolarıdır.) 1977 yılında da 310 milyon ECU tutarında bir yardım sağlamıştır. 4. Malî Pro­tokol ile Türkiye'ye 600 milyon ECU tutarında bir kredi daha sağlanması kararlaştırıldı ise de, bu kredi 1981 yılında Yunanistan tarafından veto edil­miştir. 

Geçiş döneminde Türkiye'nin Yükümlülüklerine gelince; 

Türkiye'nin Topluluktan ithal ettiği ve dış rekabet gücünün zayıf oldu­ğu (traktör, çekici, otomobil, otobüs, TV'ler, kâğıt ürünleri gibi) sanayi dal­larındaki ithalat vergilerini ve eş etkili vergileri (damga ve Belediye resmi, harçlar ve fonlar vs.) alınan 22 yılda diğer sanayi ürünleri ithalatından (buzdolabı, deniz taşıtları, lokomotifler, bataryalar, aküler, örgü makineleri vs.) gümrük vergilerinde 12 yılda sıfıra indirecekti. Böylece, Türkiye 1996 yılında Gümrük Biriiği'ne girecek ve AT dışı, 3. ülkelerden yapacağı it­halatta Topluluğun uyguladığı Ortak Gümrük Tarifesini (OGT) yürürlüğe koyacaktı. Esasen GB olayı 1973'te başladı, 1995 başı tamamlanmış oldu. 

Türkiye – AB Gümrük Birliği Kararı ve Neticeleri 

Türkiye ile AB arasında en yüksek karar organı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'dir (OK'dir). 6 Mart 1995'te Brüksel'de 36'ncı dönem Türkiye-AB OK toplantısında taraflar üç belgeye imza atmışlar. Bunlar;

1-  Gümrük Birliği'nin (GB'nin) tamamlanmasına ilişkin karar (GB KARARI),

2-   Ortaklığın diğer alanlarda (sanayi, trans-Avrupa şebekeleri, enerji, ulaştırma, telekomünikasyon, tarım çevre, bilim, istatistik, adalet, içişleri ve sosyal alanda vs.) geliştirilmesine dair TAVSİYE KARARI,

3-  Malî işbirliğini yeniden başlatılmasına ilişkin TOPLULUK DEK­LÂRASYONU,

6 Mart 1995'te imzalanan GB kararı bir anlaşma değil, sadece Tür­kiye'nin GB' ye girişinin onaylanmasıdır. Çünkü Türkiye ile AB arasındaki temel anlaşma 1963'te imzalanıp 1964'te yürürlüğe giren ANKARA ANLAŞMASI olup bu anlaşma Türkiye'nin Meclis ve Senatosunda ve AET ülkelerinin parlâmentolarında onaylanıp Türkiye'nin AB ile GB' ye girme­si tarafların devlet taahhüdü hâline gelmişti. 

Türkiye, Ankara Anlaşmasına dayanarak AB ile 23 Kasım 1970'te im­zalanan 1 Ocak 1973'te yürürlüğe giren KATMA PROTOKOL ile toplam 22 yıl sürecek olan "Geçiş Dönemi" ile gümrük vergilerini kademeli olarak in­dirmeye başlamıştır. Böylece GB kararı ise sadece Türkiye'nin taahhütle­rini yerine getirmesi ve Türkiye'nin B ile GB' ye girmesinin tamamlanma­sıdır. Maalesef Türkiye'de son yıllarda siyasî partiler birçok devlet taahhü­dünü iç politika malzemesi yapmaya devam etmişlerdir.

1996 başından itibaren Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ne girdiği (GB sürecini tamamladığı) için

AB'den yapılan ithalat da; 

-  Gümrük vergilerini sıfırlamış,

-  Gümrük vergilerine eş etkili vergileri (fonlar, harçlar, vs.) kaldırmış,

-  İthalat yasakları, kota gibi miktar kısıtlamalarını ve bunlara eş etkili tedbirleri (ticari-teknik engeller, idari engeller, standart engelleri) kaldırmıştır. 

Ayrıca, AB'nin talep ettiği Tüketiciyi Koruma Kanunu ve Anti-Tekel Ka-nunu'nu (Rekabetin Korunması Hakkında Kanun) sırasıyla 8 Mart 1995 ve 13 Mart 1994'te çıkartarak Temmuz 1997'de de Rekabet Kurulu'nu oluş­turmuştur.

Diğer taraftan Türkiye, AB dışındaki ülkelerden (3. Ülkelerden) yaptı­ğı ithalatta da AB'nin OGT'sini, bazı istisnalar dışında, uygulamaya koy­muştur. 

Hassas Ürünlerde Uyum Süreleri; 

Hassas ürünler: Türkiye'nin üçüncü ülkelerden ithal ettiği ve re­kabet gücü zayıf olan bazı petrol yağları, deri ve kösele, çanta, bavul ve kılıflar, ayakkabı, ve ayakkabı aksamı, porselen ve seramikten yapılmış mutfak eşyası, bazı traktör, midibüs, minibüs ve binek otomobilleri gibi mallara uygulayacağı gümrük vergileri, Topluluğun OGT hadleri üzerinde olmaya 5 yıl süreyle devam edecektir. Diğer bir ifadeyle Türkiye hassas ürünlerin ithalatında OGT'ye, kademeli olarak, 1.1.2001 tarihinde uyum sağlamıştır.

Hassas ürünlerin potansiyel rekabet gücüne kavuşma, ihtimali yük­sek olup, bu beş yıllık sürede bu sektörlerin tevsi, modernizasyon ve tek­noloji yenileme yatırımları ile, emek yoğun üretimden teknoloji yoğun üre­time geçmeleri ve ölçek ekonomilerine ulaşmaları beklenmektedir. 

1 Ocak 1996'dan 1 Ocak 2001'e gelinip OGT'ye uyum sağladığında bazı hassas ürünlerin vergi oranları seviyesi; bavul ve valizler ile deri ve köselerde yüzde 22'den yüzde 3-9.7'ye .ayakkabılarda yüzde 29.2'den yüzde 5-8'e, personelden yapılmış sofra ve mutfak eşyasında yüzde 37'den yüzde 12'ye, minibüste yüzde 27.9'dan yüzde 16'ya, binek otomo­billerde yüzde 32'den yüzde 10'a, kullanılmış otomobillerde ise yüzde 30.3'ten yüzde 22'ye inmiştir. 

Standartlar: Türkiye standardizasyon, ölçüm ve kalibrasyon, kalite, akreditasyon, test ve sertifikalandırma konularında 5 yıl içinde AB mev­zuatına uyum sağlayacaktır. 

Sınaî mülkiyet, patent: Türkiye fikrî ve sınaî mülkiyet ve patent ya­saları konusunda 3 yıl içinde AB mevzuatına uyulmuştur.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005