Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Kanayan Yara: Merkez Valiliği 

Doç. Dr. Mustafa Kalemli 

Bilindiği gibi siyasi kadrolar iktidar ol­gusunda yetki ve sorumluluklarını üst düzey memurlarla paylaşırlar. Bunun sonucu olarak, iktidar değişiklikleri bu memurların da bazen çeşitli mülazahalarla değişitirilmesine yol aç­maktadır. Bu konuda en bariz örnek: ilde Devleti, hükümeti ve ayrı ayrı her bakanı tem­sil eden, 11 İdaresi Kanununun siyasi niteliğini ortaya koyduğu; Devlet Memurlan Kanununa göre istisnai memur olan valilelerin merkezde görevlendirilmesi, günlük tabiriyle merkeze alınmasıdır. Bu valilerin pek azı İçişleri Bakan­lığı veya nadiren diğer bakanlıklarda fiilen bir göreve atanırlarken; çoğunluğu adeta bir nara atılmakta bilgi ve tecrübelerinden hiç rarlanılmamaktadır. Bu konu ülkemizin hiç hammül edemeyeceği, yetişmiş insan isra dan başka bir şey değildir. Süreklilik taşı; bir uygulama, bizce kanayan ve acilen mü hale edilmesi gereken bir yaramızdır. 

Gelişmekte olan ülkemizin yetişmiş sanlarından istifade edememesi o insanları zın ne güçlüklerle, Devletimiz ve milletimi ne gibi fedakarlıkları ile yetiştirildikleri dü nülünce, o denli akıl almaz bir davranıştır bundan rahatsızlık duymayacak tek bir kişi varlığı bile tasavvur edilemez. O halde geli bu önemli ve o derecede de çözümü zor kc üzerinde birlikte biraz kafa yoralım, çıkış ) lan arayalım.

Bunu yaparken, çeşitli bakanlıkla bulunmuş bir siyaset adamı- ve politkacı c rak açık yüreklilikle bir noktaya işaret etn isterim. Bu da, ülkemizde yönetim olayı cereyan ettiği her alanda, bazan, atamala kişilik, bilgi-beceri, nitelik gibi objektif kışı . lann göz ardı edilebileceği gerçeğidir. An< bu istisna durum, konumuz için çok önem şımıyor. Zira her iktidar işlerini emanet ede ği bürokrat kadrosunu en iyi, en kabiliyetli, becerikli ve bilgili, şahsiyetli memurlan oluşturmaya çalışır. Aksi halde çıkacak fatının bedeli seçimlerde iktidarı kaybetmekle ödeyecektir. 

Bu tesbitten sonra konumuza tekrar dö­nersek merkez valiliği olayında işin üç boyutu olduğunu görmekteyiz. Atayan yani siyasi ikti­dar, atanan: merkez valisi ve nihayet kamu hizmetlerinin asıl sahibi ve muhatabı halk, açı­sından durum farklı boyutlarıyla tezahür et­mektedir.

Valilik yukarıda değindiğimiz vasıf ve özellikleri ile iktidar açısından uyumlu, belli bir siyasi programın uygulanmasında yararlı olacak ölçüde o siyasi görüş ve felsefeye ayak uydurabilecek kişilerin görevlendirilmesini ge­rekli kılan bir müessesedir. Örneğin: Özelleş­tirmeyi en öncelikli konu sayan bir hükümetin devletçi görüş ve felsefe yanlısı birini valiliğe ataması aklımızın bir kenarından bile geçire-meyeceğimiz bir ihtimaldir. Bu yönüyle dü­şündüğümüzde siyasi iradenin vali tayinlerin­de birlikte çalışabileceği görevlileri iş başına getirmesinin haklılığı hususunda söylenebile­cek hiç bir söz yoktur. 

Öte yandan valilik kurumunun tabiatı gereği, aktif görev verilebilen sınırlı sayıda merkez valisi dışında merkez valileri atalete itilmektedir. Bu valilere, İçişleri Bakanlığı Teş­kilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun uyarınca verilebilecek görevler araştırma-inceleme, so­ruşturma, iller arası sınır uyuşmazlıklarım çöz­mek gibi arızi işlerle sınırlıdır. Bunun ötesinde bir çözüm arayışı, söz gelimi mülkiye müfettiş­liği kökenli bir valiyi tekrar bu göreve atamak da adeta tenzil-i rütbe gibi açık bir haksızlık olur. O halde merkezde görevlendirilen bir va­li, bu görevde kaldığı sürece -ki emekliliğe ka­dar bile sürebilir.- millete hizmet etmek imkânından yoksun bırakılmaktadır. 

Vergileri ile bu valileri okutup yetişti­ren, maaşlarını ödeyen halk açısından baktığı­mızda; halkın yararlanması gerektiği bu yetiş­miş insanlarından, bu beyinlerden, bu yüksek vasıflı işgücünden bir başka deyişle bu üst dü­zey memurlarının bilgi, tecrübe ve hizmetle­rinden asgari seviyede bile istifade edemediği­ni müşahade ediyoruz. 

Meselenin çözümü olayın bu üç boyu­tunun birlikte değerlendirilmesi ile, yani ata­yan - atanan ve halkın yararlarının telif edile­bilmesi ile mümkündür. Siyasi otorite istediği vali ile birlikte çalışabilmeli, merkeze alınan vali kamuya hizmetten mahrum edilmemeli, halkta bir surette bu yetişmiş, vasıflı işgücün­den yararlanabilmelidir. 

Valilerimizin kamudaki eşdeğerleri bü­yükelçilerimiz ve generallerimizdir. Devlet bu görevliler için çıkış yolunu bulmuştur. Ka­rargâhta görevlendirilen bir general veya mer­keze atanan bir büyükelçinin atalete itilmedi­ğini, yeni görevlerinde de fonksiyonel ve aktif olduklarını görüyoruz. Bu generallerin kadro­suzluktan emekli edilmeleri, büyükelçilerin de merkezde görev verilebilecek bir sayının üstü­ne çıkmayacak surette atanmaları ile sağlan­maktadır. O halde bu örneklerden faydalan­malıyız. 

Merkez valisi kadrolan fiilen çalıştırabi­lecekleri bir sayıya indirilmeli ve bu sayı üze­rindekiler akçalı haklan emeklilik yaşına kadar aynen devam ederek belli ve objektif kıstaslar esas alınarak emekli edilmelidirler. O zaman kadro yetersizliği yüzünden kadrosuzluk taz­minatı ödenerek emekli edilen bu valilerimiz, memur olmadıkları için özel sektörde çalışa­rak, siyaset veya ticarete atılarak, ilmi çalışma­lar yaparak, medyada yazılar yazarak, benzer bir çok yollardan halka hizmetten mahrum kalmaz iken, millet de kendi vergisiyle yetiştir­diği bu iş gücünden yararlanabilecektir. Öte yandan bu çözüm siyasi iktidarların da istedik­leri valilerle birlikte çalışmalarına kafiyen bir engel teşkil etmeyecektir. 

Eski bir İçişleri Bakanı ve bir politikacı olarak bu konuda, böyle bir çözüm şekli, bir çıkış yolunu işaret ediyor, bunun somut hale getirilmesi için mevzuatta yapılacak değişiklik­lerle, objektif kıstasların neler olabileceğinin tesbitini de bir süre birlikte olmak şerefini taşı­dığım, değerli İçişleri Bakanlığı mensuplarımı­za ve özellikle de halka hizmeti Hakka hizmet sayan, çalışma arzu ve gayretlerini yakinen bil­diğim valilerimize bırakmayı uygun buluyo­rum. 

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005