Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

KOBİ’lerin Sanayileşmedeki Önemi ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri 

Dünyanın her yerinde Küçük ve Orta Boy İşletmelerin (KOBİ'lerin) mali bünyeleri, organizasyon yapıları ve teknolojik seviyeleri yetersiz oldu­ğu halde devletten gereken mali desteği alamazlar. Türkiye'de aynı tür iş kolunda faaliyet gösteren KOBİ'ler kendi aralarında mali güçlerini birleşti­rerek Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDŞ'ler) kurdukları takdirde, dev­letten daha çok yatırım, istihdam ve ihracat teşvikleri alma imkanlarını el­de etmektedirler.

KOBİ'lerin ekonomideki önemi 1960'lı yıllardan itibaren sanayileşmiş ülkelerde, 1970'li yıllardan beri de gelişmekte olan ülkelerde giderek art­mıştır. İşte bu makalenin amacı önce bu tarihi gelişimin sebeplerini ve KO­Bİ'lerin önemini açıkladıktan sonra, bu kuruluşların bazı ülkelerdeki yerini açıklamak, takip eden bölümlerde ise Türkiye'de SDŞ'lerin coğrafi ve sek­törel dağılımını ve SDŞ'ler yoluyla Türk KOBİ'lerinin devlet yardımlarından (teşviklerinden) nasıl yararlandırdığını incelemektir. 

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği Mart-2001'de yayınladığı Ulusal Program'a göre "KOBİ kapsamına imalat sanayiinde faaliyet gösteren, işletmelerinde en fazla 150 işçi çalıştıran ve makine ve teçhizat bedelleri, toplamı 100 milyar Türk lirasını aşmayan işletmeler dahil edil­miştir". Halk Bankasına göre 150 milyar TL'ye, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Türk-Eximbank'a göre de işçi sayısı 200'e, makine ve teçhizat yatırı­mı 2 milyon $'ı bulan işletmeler KOBİ kapsamına alınmıştır. Oysa ABD'de 500'e kadar işçi çalıştıran ve 1 milyon $'lık yatırımı olan, Almanya ve İtalya'da 500'e kadar işçi çalıştırılan sanayi kuruluşları bile KOBİ kap­samına alınmıştır. 

Türkiye'de KOBİ'lerle ilgili sorumlu kuruluşlar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ve bu bakanlığa bağlı olan Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Ge­liştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Turizm Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, DPT Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığıdır. Ancak bazı ihtisas alanları itibarıyla başka kuruluş, dernek ve vakıfların da sektö­rün yapısal yönleriyle ilişkisinden bahsedilebilir. 

KOBİ'lerin 1960'lı yıllardan itibaren popüler hale gelmelerinin sebeplerine gelince: 

1973 yılında, E.F. Schumacher tarafından, A.B.D'de, KOBİ'lerle il­gili bir kitap yayınlanmış ve bu eser büyük bir yankı yapmıştı. Kitabın adı "Küçük Güzeldir" (Small is Beautiful) idi. Yazar, büyük işletmelere göre, KOBİ'lerin üstünlüklerini, daha çok Hindistan'dan örnekler vere­rek, şu şekilde sıralamıştır; 

-  KOBİ'ler daha rekabetçidir,

-  Daha verimlidir,

-  Yeni taleplere ve yeni teknolojilere kolaylıkla uyum sağlar,

-  Çalışma tarzları monoton ve sıkıcı değildir,

-  Ekonomik krizlere karşı daha dayanıklıdır,

-  İstihdamı artırmada ve gelir dağılımını düzeltmede daha başarılı rol oynar.

KOBİ'lerin bu özellikleri 1960'lı yıllardan itibaren batılı ülkelerin sana­yileşmesinde öncü kuruluşlar olmuşlardır. 

II.  Dünya Savaşı sırasında savaş sanayii ve teknolojisi çok büyük bir gelişme göstermişti. Bu gelişme savaş sonrası dayanıklı tüketim mallan üretiminde kullanılan teknolojinin de hızla gelişmesine yol açtı. Neticede, kitlesel üretim teknolojisini kullanan büyük işletmeler mal ve hizmet üreti­minde hem kalitenin artmasına ve hem de düşük maliyetli üretime fırsat verdi. 

1960'lı yılların İkinci yarısında Batı aleminde hayat standardının yüksek seviyeye ulaşması ile ortaya çıkan yeni taleplere büyük işletme­ler cevap veremez hale gelmiş ve bu yeni talepleri KOBİ'ler karşılama­ya başlamıştır. Çünkü büyük işletmeler hantallaşmış, tabiri caizse KİT'leşmişlerdi. Diğer taraftan 1970 başlarında ham madde fiyatlarının hız­la artması ve nihayet 1974 yılında petrol fiyatlarında dört misli artış ye­ni ekonomik şartlara büyük işletmelerin uyum sağlamalarını büyük ölçüde güçleştirmiştir. Oysa, KOBİ'ler esnek üretim yapılarından dolayı ortaya çı­kan bu ekonomik krizden fazla etkilenmedikleri gibi, iç ve dış ekonomik şartlara ve yeni taleplere kolayca uyum sağladıkları için, birçok ülke­de hükümetler tarafından desteklenmeğe başlanmıştır. 

Batı bloğu ülkeleri ve birçok uzak doğu ülkesi sanayileşme ve kalkın­mada, 1970 başlarından itibaren, KOBİ'lere ağırlık verirken, Doğu Bloku ülkeleri 1990 yılına kadar büyük işletmelerle yollarına devam ettiler. Nihayet ekonomik ve teknolojik üstünlük Batının eline geçtiği için Sovyet­ler Birliği dağılmak zorunda kalınca, yaklaşık 1,5-2 asırdır özlemini çektiğimiz bağımsız Türk Cumhuriyetleri yeniden doğdu. 

1990'lı yılların başından itibaren, Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri de önce KOBİ türü işletmeleri kurma çalışmaları ile işe başlamışlardır. Çünkü, bu işletmeler kurulup geliştirilmeden piyasa ekono­misini kurmak ve işletmek de mümkün değildir. Ayrıca bu işletmeler küçük aile tasarruflarını yatırımlara dönüştürerek, üretim, istihdam, istikrarlı sana­yileşme ve kalkınmada çok önemli roller üstlenmişlerdir. İlaveten, KOBİ'ler sınai mülkiyetin tabana yayılmasını ve orta sınıfın genişlemesini de sağlamak suretiyle demokratik yapının kuvvetlenmesinin ve gelişme­sinin de teminatlarıdır. 

KOBİ'leri desteklemeden, ıslah etmeden, bunlar arasından büyük iş­letmeler çıkartmak da mümkün değildir. Son yıllarda KOBİ'ler büyük işlet­melere hammadde, ara malı ve yedek parça üretimleri ile de dikkati çek­mektedirler. Bu haliyle, KOBİ'ler büyük işletmelerin rakibi değil, tamamlayıcısıdırlar. 

KOBİ'lerin Çeşitli Ekonomilerdeki Yeri ve Önemi, Kobi Ticaret 

1994 yılı itibariyle KOBİ'lerin çeşitli ülkelerdeki ekonomik katkıları ve bu ülke ekonomilerindeki yeri

Bu işletmelerin toplam istihdamdaki payı ise gelişmiş ülkelerde % 57-81 arasında değişirken, bu oran Güney Kore'de %59, Hindistan'da %63, Türkiye'de ise %76.7'dir. 

Bu kuruluşların toplam yatırımlardaki payı işe, sanayileşmiş ülkelerde % 38-45 arasında değişirken, bu oran Hindistan'da %28, G. Kore'de %35, Türkiye'de ise %26.5'tir. 

Bir mal ve hizmetin üretiminde çeşitli kişi ve kuruluşların yapmış ol­dukları katkıların toplamına "Katma Değer" denir. KOBİ'lerin toplam mal ve hizmet üretimindeki payı sanayileşmiş ülkelerdeki yeri % 32-52 arasın­da değişirken, bu oranlar Hindistan'da %50, G.Kore'de %35 ve Türkiye'de ise %38'dir. 

Toplam ihracatta KOBİ'lerin payı da gelişmiş ülkelerde % 26-38 ara­sında değişirken, bu oranlar Hindistan'da %40, G. Kore'de %20, Türki­ye'de de sadece %8'dir. KOBİ'ler büyük firmalar için hammadde ve ara malı da (yedek parça, makine) ürettiklerine göre, bu kuruluşların ihracat­taki gerçek katkıları bu oranların üzerindedir.

Toplam kredilerde bu kuruluşların payı ise sanayileşmiş ülkelerde %29 ile %50 arasında değişirken, G. Kore'de %47, Hindistan'da bile %15 iken, Türkiye'de ise sadece %4'tür. 

G. Kore'nin Bankalar Kanunu'na göre, bu ülkedeki Ticari Bankalar toplam kredi hacminin %35'ini, Mahalli Bankalar ise %55'ini KOBİ'le-re kullandırmak zorundadırlar. Ayrıca bu ülkede bu işletmeleri geliştir­meye yönelik 20 banka ile 45 adet kredi ve teşvik kuruluşu vardır. Diğer ülkelerde de benzer kuruluşlar ve yasal düzenlemeler vardır (E. Çarıkçı, 1996, s.97).

Çeşitli ülkelerde KOBİ'lerin yatırım, genişletme, teknolojik yenileme, dış ticaret ve işletme kredileri ilgili devlet, kamu ve özel bankalarca çok dü­şük faizle verilmekte ve bu işletmelere devlet kuruluşları tarafından tekno­loji transferi, iç ve dış mevzuat ve dış pazarlama kursları ücretsiz olarak verilmektedir. 

KOBİ'ler ve İmalat Sanayimiz 

Tablo'de görüldüğü gibi, Türkiye'de toplam KOBİ'lerin sayısı yakla­şık 204 bin olup, 1-9 kişi çalıştıran KOBİ'ler sayısı 192 bindir.Demek ki 10 kişiye kadar işçi çalıştıran küçük KOBİ'ler imalat sanayiindeki toplam fir­malarımızın %94.4'ünü oluşturmaktadır. Ancak, KOBİ'lerde toplam çalışan işçi sayısı yaklaşık 1.7 milyon olup, küçük KOBİ'lerde çalışanların sayısı ise 547 bin kişi ile KOBİ'lerdeki toplam istihdamın %32.4'ünü oluşturmak­tadır. 

Tablo, Türkiye'de İmalat Sanayii'ne İlişkin Bazı Veriler; Kobi Destek 

Çalışan İşçi Sayısı

İşyeri Sayısı

Çalışanlar Ortalaması

 

Adet

%

Adet

%

1-9

192.173

94.4

546.452

32.4

1-49

199.338

97.9

722.763

42.8

1-150

201.916

99.2

943.989

55.9

1-200

202.327

99.4

1.015.083

60.2

1-250

202.579

99.5

1.071.406

63.5

Toplam

203.546

1.687.298

* Kaynak :DİE, Genel Sanayi ve İşyeri Sayımı 1997

Türkiye'nin ihracatında KOBİ'lerin payı %8 gibi çok düşük bir oran ise de bu oranın gerçekte en az %20-25 arasında olması gerekmektedir. Çünkü, KOBİ'lerin çoğu ihracatlarının tamamını büyük şir­ketlerin kurmuş oldukları Dış Ticaret Sermaye Şirketleri üzerinden yap­makta ve bu ihracat tutarı büyük şirketlerin hanesine yazılmaktadır. 

Ayrıca Türkiye'de KOBİ'ler büyük firmalara hammadde ve ara malı da ürettikleri için bu firmaların ihracatında da KOBİ'lerin payı olduğu hesaba katılmalıdır. Ancak, KOBİ'lerle ilgili istatistiki verilerin yeteri kadar güncel ve sağlıklı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Mesela, DPT'nin en son yayınların­da, Tablo 'de Türkiye'de ve bazı ülkelerde KOBİ'lerin ekonomideki yeri ile ilgili veriler, KOSKEB veya DİE kaynakları yerine, bir Profesörün (H. Sarı-aslan) çalışmasına dayandırılmaktadır. Bu verilerin KOSKEB ve/veya DİE tarafından hazırlanması gerekmez miydi? 

Not: Getirilen dış ticaret mevzuatına göre, Türk KOBİ'leri 1990'lı yılla­rın başından itibaren SDŞ'ier yoluyla örgütlenerek yatırım, üretim, ihracat ve dış pazarlama destekleri almaktadırlar. 

Son durum ve Sonuç, Kobi Türkiye 

1960-1990 döneminde "Küçük Güzeldir" sloganı oldukça geçerli idi.Ancak, 1990'lı yıllardan itibaren uluslararası piyasalarda rekabet edebil­mek için bazı Avrupa Birliği ve ABD'nin dev petrol şirketleri, otomobil şirket­leri ve dev bankalarının bile birleştiği bir ortam, bundan böyle "Büyük Güç­lüdür" sloganının hakim olmaya başladığının önemli bir delili ve ispatıdır. 

Türk KOBİ'lerinin de iç ve dış piyasalarda daha etkili rekabet edebil­meleri ve pazarlık güçlerini artırabilmeleri için, SDŞ'ier yoluyla mali güçle­rini giderek daha çok birleştirmeleri, üretimlerini daha çok entegre etmele­ri kaçınılmaz hale gelmiştir. Burada pazarlık gücünün manası ise, sadece iç ve dış piyasalarda daha çok mal satabilme imkanı değil, aynı zamanda daha kaliteli girdileri daha düşük fiyatlarla temin edebilmektir. 

Türkiye'de Gümrük birliği sürecinde rekabet güçlüğü çeken KOBİ'lere destek amacıyla, finansman, eğitim, danışmanlık, pazarlama, ih­racat ve yüksek teknoloji kullanımı alanlarında destekler sağlanmaktadır. Ancak bu düzenlemelerde, AB'de yürürlükte olan "çerçeve ilke kararlan" doğrultusunda hareket edilmektedir. 

Ayrıca, KOBl'lerin ekonomiye katkılarını artırmak ve rekabet kapasite­lerini iyileştirmek amacıyla, KOSGEB-Avrupa Bilgi Merkezi aracılığıyla bu kuruluşlara, AB mevzuatı ve iş imkanları hakkında bilgi vermekte, KO-Bİ-Net İşletmeler Arası Bilgi Ağı ile işbirliği imkanları yaratılmakta, firma­ların internet ve elektronik ticaret ile tanışmaları sağlanmaktadır. 

Küçük sanatkar ve küçük boy sanayicinin modern işyerlerine ka­vuşması, teknolojik gelişmelerden yararlanarak orta ölçekli sanayie ge­çişinin kolaylaştırılması ve mesleki eğitim verilmesi amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca Küçük Sanayi Siteleri kurulması desteklenmekte ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine düşük faizli ve uzun vadeli kredi verilmektedir. 2000 yılı itibarıyla hizmete açılan 318 küçük sanayi sitesinde yer alan 74.377 işyerinde 459.644 kişiye istihdam imkanı sağ­lanmıştır. Bu sanayi sitelerinin 105 adedinde çıraklık okulu, 136 ade­dinde ise eğitim merkezi bulunmaktadır.

Türk KOBİ'leri Avrupa KOBİ'lerine göre çok daha düşük idari ve teknolojik düzeyde olup, büyük bir finansman sıkıntısına maruz kalarak ve ülke genelindeki bilgiye erişim, kalite altyapısı, ekonomik istikrar, hukuki ve kurumsal unsurlarıyla daha dezavantajlı bir iş atmosferinde çalış­mak durumundadır. 

Ülkemizde KOBİ'lerin kredi talepleri başta Türkiye Halk Bankası A.Ş. olmak üzere Eximbank ve Türkiye Kalkınma Bankası tarafından sağlanmaktadır. KOBİ'lerin kredi imkanlarının dar olduğu ve tüm banka kredileri içindeki paylarının yüzde 5 düzeyinde kaldığı (Kaynak: Ulu­sal Program, 2001, sayfa 324), bu nedenle kredi imkanlarının artırılması­na yönelik çalışmaların yapılması gereği kalkınma planlarında ve yıllık programlarda belirtilmiştir. Risk sermayesi sisteminin gelişmesini sağ­layacak düzenlemelerin yapılması da 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı (BYKP) ile karara bağlanmıştır. KOBİ Yatırım A.Ş., ve KOBİ Yatırımları­na Ortaklık Şirketleri önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi düşü­nülen risk sermayesi oluşumlarıdır. 

Türk KOBİ'lerinin finansman darboğazını gidermek için KOBİ finans­manı sahasındaki kurumların kapasitelerini artırmak ve henüz uygulanma­yan finansman yöntemlerini uygulamak için yeni kurumları oluşturmak gerekecektir. Yeniden yapılanma ya da embriyo şirketi büyütme yatırım­larına hisse finansmanı sağlanmasını yönlendirecek, yönetim desteğini sermaye finansmanı ile birlikte sağlayacak özel kuruluşlar geliştirilecektir. PHARE kapsamında AB'ye aday olan Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri (MDAÜ) için geliştirilen KOBİ Finansman Düzenlemesinin Türkiye için de geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. 

Kaynak: Prof. Dr. Emin Çarıkcı

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005