Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Kooperatiflerin, Ticaret Şirketlerinde Kurucu Ortak Olabilmeleri Sorunu

Kooperatiflerin ticaret şirketlerinde kurucu ortak olarak görev alıp ala­mayacakları konusu, uygulamada ötedenberi tartışılan bir sorundur. 

Kooperatifler Kanunu 25 yılı aşkın bir süredir yürürlükte bulunmasına karşın, böylesi temel bir hukuki sorunun hala çözümlenememiş olması dikkat çekicidir. Konunun hukuki açıdan tartışmalı niteliği bir yana, uygu­lamacı birimlerin soruna ilişkin görüşlerinde sıkça görülen değişiklikler, hukuki tartışmaları daha da çözümsüz boyutlara taşımıştır. Özellikle Sanayi ve Ticaret Bakanlığının konuya ilişkin görüşlerinde sıkça meydana gelen değişiklikler, tartışmanın somut ve herkesçe kabul edilebilir bir hukuki çözüme kavuşturulmasında önemli bir engel oluşturmuştur. Görüşlerdeki bu değişikliklerin üçüncü kişiler açısından ortaya çıkardığı farklı uygula­maların ticari hayattaki güven ve istikrar ilkesine ters düştüğü ve hatta bazı polemiklere yol açtığı da bilinmektedir. 

Bakanlık önceleri, kooperatiflerin ticaret şirketlerinde kurucu ortak olmalarında herhangi bir sakınca görmezken, daha sonra ve 1986 yılında bu görüşünü değiştirmiş ve Kooperatifler Kanununun 70 inci maddesini dayanak göstererek; "Kooperatifler Kanununun 70 inci maddesinde yasa koyucu, kooperatif üst kuruluşları için açıklıkla iktisadi faaliyette bulun­maya izin vermek ve fakat kooperatifler için bundan söz etmemekle, her iki kuruluş için öngördüğü farklılığı vurgulamıştır" görüşüne paralel uygula­maya geçmiştir. Bu yeni uygulamayla Bakanlık, kooperatif üst kuruluşlarının şirketlerde kurucu ortak olmasına cevaz verirken, kooperat­iflerin aynı konudaki başvurularını reddetmeye başlamıştır. 

Ancak Bakanlık, kısa bir müddet sonra bu görüşünde de değişiklik yapma gereğini duymuş ve pazarlama ile üretim kooperatifleri için anon­im şirketlere kurucu ortak olma engelini kaldırmıştır. 

Bakanlık bu uygulama değişikliğine giderken, amacı ortaklarına konut edindirmek olan yapı kooperatifleri ile üretim ve pazarlama koope­ratiflerinin, aynı kanuna göre kurulmuş olmakla birlikte, nitelikleri ve amaçlan yönünden biri birlerinden farklı bulundukları görüşünden hareket etmiştir. Bakanlığın görüşüne göre, üretim ve pazarlama kooperatiflerinin faaliyetleri tamamen ticari faaliyetlerdir ve ticari amaçlı kuruluşlar olan bu kooperatiflerin kendi konularında faaliyet gösteren şirketlere katılmalarında herhangi bir sakınca yoktur. 

Görüldüğü gibi Bakanlık, anonim şirketlere kurucu ortak olabilmeleri yönünden kooperatifleri; ticari amaçlı kooperatifler ve ticari amaçlı olmayan kooperatifler şeklinde ikili (doktrinde de benzerine rastlanmayan) bir ayrıma tabi tutmuştur. 

Kuşkusuz kooperatif teşekküllerin, ticari faaliyette bulunup bulun­madıkları ölçütü esas kabul edilerek yapılan bu tasnif hukuki olmadığı gibi pratik gereklere de uygun düşmemektedir. Kooperatifler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1 inci maddesinde oldukça açık bir şekilde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kooperatifler; ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve kamu tüzel kişileri ile Özel İdareler, Belediyeler, Köyler, Cemiyetler ve Dernekler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekküllerdir.

Kooperatifler, T.Ticaret Kanununun halen de yürürlükte bulunan 136 ncı maddesi nedeniyle, hakları iktisap ve borçları iltizam ehliyeti bakımından, Türk Ticaret Kanununun ticaret şirketleriyle ilgili 137 nci maddesinde öngörülen sınırlamalara tabidir. 

Buna göre Kooperatifler, hükmi şahsiyeti haiz olup, şirket mukave­lesinde yazılı işletme mevzuunun çerçevesi içinde kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçlan iltizam edebilirler (TTK: Md.137). 

Daha değişik söyleyişle, ana sözleşmeyle belirlenmiş faaliyet konularıyla ilgili bulunmak ve kuruluş amaçlarını gerçekleştirmeye dönük işlemlerden olmak kaydıyla kooperatifler, hertürlü hakları kazanıp, borçları üstlenebilirler. 

Bu itibarla, ana sözleşmede belirlenmiş faaliyet konularıyla bağlantılı olmak ve kooperatifin amaçlarını gerçekleştirmesine katkısı bulunmak kaydıyla kooperatifler, Kanunla yasaklanmamış her türlü hukuki işleme ehildirler. Bu arada doğaldırki, değinilen çerçeveyle sınırlı olmak üzere ve Türk Ticaret Kanununun 137 inci maddesinin genel hükmü nedeniyle Kooperatifler, anonim şirketlerde kurucu ortak da olabilirler. Örneğin; Binlerce konut inşa etmekte olan büyük ölçekli bir yapı kooperatifi, eğer anonim şirket statüsü altında bir tuğla fabrikası kurmak isterse bu, kooper­atifin kuruluş amaçlarıyla olan bağlantısı nedeniyle hukuken mümkündür. Yeterki, böyle bir girişim, kooperatif yöneticilerinin basiretli tacir tutu­muyla hareket etme ana koşulunun kabul edilebilir bir gereği olsun. Yoksa kuşkusuz, çalışma konusu konut inşaatı olmayan bir kooperatifin, örneğin, tarımsal amaçlı bir kooperatifin, tuğla üretmek amacıyla anonim şirket kur­ması veya herhangi bir konut yapı kooperatifinin, kuruluş amacı otomobil üretmek olan bir anonim şirkete kurucu ortak olması, hukuken kabul edile­mez. Türk ticaret Kanununun 137 inci maddesi hükmü çerçevesinde Yargıtay İçtihatlarıyla benimsenen görüş ise, kooperatif ana sözleşmeleriyle belirlenmiş faaliyet sınırları aşılarak yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olduğu doğrultusundadır.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005