Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları 

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Nedenleri Nelerdir? 

Ekonomik ve stratejik nedenler aşağıda özet halinde verilmeye çalışılmıştır.

1-      Hammadde Kaynakları: Dolaysız yabancı sermaye hammaddenin bol ve ucuz olduğu yerlere yönelmektedir.

2-      Faaliyetlerin Bütünleştirilmesi: Girdi sağlamanın güvenceye alınması ve üretim faktörü maliyetlerinin düşük olduğu yerlerden sağlanarak üretim faktörlerinin farklı coğrafyalarda biraraya getirilmesine neden olmuştur.

3-  Aktarılamayan Bilgiler: Dolaysız sermaye yatırımları sadece döviz olarak gelmez. Teknik yardım, lisans, patent, yönelim teknolojisi olarak da gelir.

4-  Unvanın Korunması: Bazı firmalar iş hayatında büyük isim yapmış olabilirler. Ve bütün dünyaya da yayılmış olabilir. Dolayısıyla ürün ve hizmet kalitesine zarar gelmemesi için, malları yurtdışında da kendileri üretmeyi tercih edebilirler.

5-  Unvandan Yararlanmak: Firmanın uluslararasılaşması ona bir takım avantajlar sağlayacaktır. Kredi notu artacak yeni yatırımlarına daha kolay kaynak sağlayabilecektir. Veya faaliyetlerini daha kolay yayabilecektir.

6-  Sırların Korunması: Bazı firmalar üretim lisansı vermektense, lisansa ait üretim bilgilerinin korunması amacıyla yurtdışında üretimi kendileri gerçekleştirme yoluna giderler.

7-  Ürünün Yaşam Seyri Dönemi Hipotezi: Ürünün iç piyasalarda hayal seyrinin sınırına ulaşmasıyla, yerel piyasa payının azalmaya başlamasıyla firmalar yerel rakipleriyle rekabet amacıyla da yabancı ülkelerde dolaysız yatırım yolunu seçerler.

8-  İthalatçı ülkelerin Koyduğu Kota ve Tarife Engellerinden Kaçınma: Firmanın ürettiği ürünle ilgili olarak yabancı ülkelerin koyduğu kota ve tarife engelleri mevcutsa bunu aşabilmenin en kolay yolu, dolaysız yatırım aracılığıyla direkt ürünü o ülkede üretmektir.

9-  Yurtiçi Engellerden Kurtulma: Firmaların üretimi ile ilgili olarak mali külfete de sebep olan ulusal koruma kanunları da olabilir. Firmalar az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde bu tür engellerle karşılaşmayacakları, karşılaşsalar bile mali külfetinin daha az olacağı güdüsüyle de bu yatırıma yönelebilirler.

10-    Üretim Esnekliği: Parası değer kaybeden ülkelerde üretimde bulunmak maliyetleri düşürebilir.

İl- Müşterileri İzleme: Bazı endüstrilerdeki firmaların, müşterileri yurtdışına yatırım yapınca onları izlemeleri gerekmektedir. Bankalar ve aracı kurumlar bu nitelikte işletmelerdir.

12-   Yatırımları Uluslararası Çeşitlendirme: Yatırım portföyünün bu şekilde çeşitlendirilmesi portföy riskini düşüreceğinden bu yola başvurulur. Çeşitlendirme ile sistematik risk düşürülemez. Sistematik olmayan riskler giderilebilir.

13-  Ucuz Yabancı Üretim Faktörü Kullanımı: Emek ve doğal kaynakların ucuz olduğu yerlerde üretim yapılması üretim maliyetlerini düşürücü ve karları artırıcı etki yapar.

14-  Yabancı Teknoloji Kullanımı: Genelde teknoloji dolaysız sermaye yatırımı yapan tarafından getirilmekle beraber bazen bu hareket ters olabilir. 

Firmaların Dışa Açılma Kararı Almalarının Uygulama Aşamaları Nasıldır? 

Dış piyasalara açılmada ilk aşama ihracattır. Daha sonraki aşamada ise ihracat yerine doğrudan yabancı piyasada üretime geçilir. 

İhracat dış yatırıma göre daha az risklidir. Çünkü dışa açılma stratejisi tutmazsa fazla bir kayba uğranılmaz.

Fakat ithalatçı ülkelerin koyduğu kota ve tarifeler gibi engeller ihracatı engellemektedir. Ayrıca işletme stratejilerinin yabancı ülkede tutundurulması çalışmaları sekteye uğrayabilmektedir. Malın nakli, bakım onarım ağının, satış sonrası hizmetlerin istendiği gibi gerçekleştirilememesi buna neden olmaktadır.

Firma ihracatla girdiği piyasada yeterli talep oluştuğunu, piyasa araştırmaları yoluyla görürse ve gerekli fizibiliteyi yaparsa doğrudan dış piyasada üretim yapma kararı alabilir.

İhracat ile dış yatırım arasındaki ara form lisans anlaşmalarıdır. Firma bu yolla sahip olduğu teknoloji ve üretim bilgisini lisans anlaşması ile kiralamaktadır. Bunun karşılığı olarak kardan pay almaktadır. Tabii ki lisansın da birtakım dezavantajları vardır. 

İktisadi Kalkınmada Dış Kaynak İhtiyacı ve Makro Ekonomik Açıdan Yabancı Sermayeye Olan ihtiyaç Neden Önemlidir? 

Ekonomik açıdan kalkınma GSMH'dan yatırımlara ayrılan payın büyüklüğüne bağlıdır. Bu oran ne kadar büyükse kalkınmada o kadar hızlı olur. Az gelişmiş ülkeler kalkınma ile, sanayileşme hareketi başlatmayı, yani tarım ekonomisinden sanayi ekonomisine geçmeyi hedeflerler. 

Az gelişmiş ülkelerde yeterli kalkınma hızını gerçekleştirebilmek için milli gelirin önemli bir payını yatırıma ayırmak gerekir. Yatırımların ana kaynağı ise tasarruflardır. Yüksek bir yatırım oranı tasarrufların artırılmasına bağlıdır. Fakat gelişmekte olan ülkeler bu noktada "kısır döngü" içinde bulunmaktadırlar. Mili gelirin yetersiz olması nedeniyle, bu ülkelerde tasarruf oranı düşüktür. Tasarruf oranı düşük olduğunda yatırımlar artırılamamakta, ekonomik verimlilik geri kalmakta ve sonuçta milli gelir düzeyi düşük kalmaktadır. Bu "fakirlik zincirinin" kırmanın bir yolu da dış kaynaklara başvurmaktır.

Dış yatırımların yurtiçi dengeyi sağlamaya yönelik olarak iki açığı kapattığı söylenebilir. Bunlar tasarruf açığı ve döviz açığıdır: 

Tasarruf Açığı Nedir? 

Kalkınmada karşılaşılan iç kaynak boşluklarından birisi "tasarruf açığı" dır. Dış borçlanmalar, toplam yurtiçi tasarruflara katkı niteliğindedir. Böylece iç tasarrufların elverdiğinden daha yüksek oranda yatırım yapma olanağı elde edilir. Artan milli gelir tasarruf oranını yükselteceğinden, bir süre sonra ülke dış yardıma gerek kalmadan kendi büyümesini sürdürebilecektir.

Dış kaynakların iç tasarruf açığını kapayıcı etkisi milli gelir eşitlikleri ile de gösterilebilir. Açık bir ekonomide milli gelirin denge koşulu aşağıdaki gibidir: 

I + X = S + M

I = S+(M-X)

I = Toplam Yatırımlar

S= Yurtiçi Tasarruflar

M - İthalat

X = İhracat

(M - X)'de dış açığı, ya da dış tasarrufları ifade eder. Demek oluyor ki, ulusal gelir dengesi için iç tasarruflarla dış kaynakların toplamı yurtiçi yatırımların toplamına eşittir.

Piyasa mekanizmasına göre kalkınmalarını planlı olarak yürüten ülkeler, her yıl ekonominin dış kaynak ihtiyacını hesaplarlar. Bu konuda en çok kullanılan yöntemlerden birisi de, "Harrod- Domar Büyüme Modeli" dir. Bu model aşağıdaki gibi formüle edilir:

dY = (l/k)xI

dY = Reel Gelirdeki Artış oranı (Büyüme Hızı)

1= Yatırım Oranı

k= Sermaye / Hasıla Katsayısı (bir birim mamul artışı için yapılması gereken yatırım miktarı) 

Döviz Açığı Nedir? 

Kalkınma açısından tasarrufların sadece ülke parası cinsinden olması da yeterli değildir. Tasarrufun bir kısmının da konvertibl döviz cinsinden olması gerekir. 

Kalkınmakta olan ülkelerin en önemli problemlerinden birisi de "döviz açığı" olarak adlandırılan döviz darboğazı yaşamalarıdır. Bu ülkelerde kalkınma hızı yatırım malları ve aramalların ithal edilmesine bağlıdır. Kalkınmayı sağlayabilmek için ithalatının yapılması gereken yatırım mallarını ithal edebilmek için dövize ihtiyaç vardır.

Döviz bir anlamda yapılan tasarrufların yatırıma dönüştürülmesini sağlamış olur. Ülke,ürettiği mal ve hizmetlerin bir bölümünü ihraç eder ve kazandığı dövizle ihtiyacı olan diğer malları yurtdışından ithal eder. Yatırımlar için gerekli makineleri ve tesisleri üretemeyen ülkeler için bunları ithal etmekten başka çare yoktur ki bu döviz rezervlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Sözkonusu yatırım malları, hammadde ve aramallar üretilemiyor ve ithal de edilemiyorsa kalkınmadan bahsedilemeyecektir. 

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Ülke Ekonomisine Faydaları Nelerdir? 

1-    En önemli faydalarından birisi beraberinde getirdiği fiziksel teknolojidir. Hammaddenin ürüne dönüştürülmesinde kullanılan bilgi anlamındaki teknoloji üretim işlevinde önemli bir yer tutar. Öyle ki, ekonomide sermaye stoku hiç artmasa bile teknolojik gelişme ile önemli ürün ve verim artışı sağlanabilir.

2-   Başka bir faydası da beraberinde getirdiği yönetim teknolojisidir. Yatırım kaynaklarının verimli kullanılabilmesi yönetim teknolojisi ile mümkündür.

3-   Yabancı sermaye yatırımlarının önemli bir faydası da ödemeler dengesi üzerindeki çeşitli etkileridir. Bu etkilerin önemine binaen ayrıca incelenmesi gerekmektedir. 

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Evsahibi Ülke Ödemeler Bilançosuna Etkileri Nelerdir?

Bu etkilerin tamamının olumlu olduğu söylenemez. Burada olumlu ve olumsuz etkiler incelenecektir. Tabii ki bu etkilerin tesiri, yabancı sermaye yatırımının nitelik olarak yönüne bağlıdır. Yani yatırımın yönü gelişmiş bir ülkeye doğru ise olumsuz etkilerin tesiri o kadar fazla olmayacaktır. Ama yatırımın jönü az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeye ise olumsuz tesirler biraz daha artacaktır. 

1- Herşeyden önce doğrudan yatırımı yapan çokuluslu şirket bağlantılı olduğu firmaya üretim ve ihracat serbestliği vererek kendisine rakip olmasını istemez. Çokuluslu şirketlerin yatırımları azgelişmiş evsahibi ülkeye ihracatı artırarak döviz kazandırmadığı gibi döviz kaybına da neden olabilir. Ortaklığın ilerleyen aşamalarında bu olabilir. Hatta bazı durumlarda evsahibi ülkede üretim yapılıp ihracatta yapılabilir. Bu durumda sözkonusu ihracat evsahibi ülkenin ödemeler bilançosuna artı olarak kaydedilecektir.

2-    Çokuluslu şirketin ithal ikamesinin dışa bağımlılığı artırdığı durumlarda da olumsuz etkiler gerçekleşebilir. Bu sanayi kolunun hammadde veya aramalının yurtdışından ana ülkeden ithali gerektiği durumlarda sözkonusu olur.

3-  Ödemeler bilançosunu olumsuz etkileyen başka bir faktörde transfer fiyatlamasıdır. Transfer fiyatlandırması ile evsahibi ülkenin hem döviz kazançlarında heınde döviz tasarruflarında azalmaya neden olmaktadır.

4-  Bazı durumlarda evsahibi ülkedeki firma dış borçlarından kurtulmak için ÇUŞ'u ortak alabilir. Bu durumda ülkeye sermaye girişinden ziyade borcun tasfiyesi vardır. Ödemeler bilançosu etkilenmeyecektir.

5-   Ayrıca ilk yatırını aşamasında,yatırım mallarının ithali yabancı sermaye yatırımlarının özel niteliğidir.

6-  Yabancı sermaye ülkeye ilk girdiğinde ödemeler bilançosunu düzeltici elki doğurmakta, daha sonraki aşamalarda kar transferleri nedeniyle olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca ülkede kalan karlar yatırım potansiyelinin, vergiler ise devletin vergi tabanının genişlemesine yol açar. 

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Dış Borçlanmaya Göre Evsahibi Ülke Ekonomisi Açısından Üstünlükleri Nelerdir? 

Bu üstünlükler şöyle sıralanabilir:

1-  Doğrudan yatırımların borçlanmaya ilk üstünlüğü; gelen sermayenin mutlaka yatırıma dönüşmesi, diğer bir ifadeyle parasal sermayeden reel sermayeye dönüşmesinin garanti olmasıdır. Oysa dış borçlanmada böyle bir garanti yoktur.

2-  Sağlanan sermaye ile yapılan yatırımın daha verimli olmasıdır. Bu yatırımı yapan özel firmalar olduğundan karlılık ve verimlilik konusunda devlet tarafından yapılan yatırımlara göre daha fazla özen gösterilmektedir.

3-  Doğrudan yatırım yapan firmanın karının bir kısmı yurtiçinde kalıp paylaşılmaktadır. Oysa dış borçta, sermaye nasıl kullanılırsa kullanılsın borcu veren taraf zarara karışmaksızın payını almaktadır.

4-   Doğrudan yatırımların bir başka üstünlüğü'de yerli tasarrufları etkileme konusundadır. Dış borçlanma ikame edici özelliğinden dolayı genelde iç tasarrufu gevşetici, oluşum yüzdesini azaltıcı etki yaratırken, doğrudan yatırımlarda böyle bir etki sözkonusu değildir.

5-   Doğrudan sermaye yatırımları beraberinde sermaye dışı (teknoloji, üretim bilgisi gibi) avantajlarda getirmektedir. Oysa borçlanmada böyle bir durum sözkonusu değildir.

6-  Doğrudan sermaye yatırımları yurtiçi rekabetin de artmasına katkıda bulunmaktadır.

7- Dış ticaret sınırlarını, ülke zorluklarını, mal olarak geçilemeyen duvarların sermaye olarak geçilmesini sağlamaktadır. 

Uluslararası Emek Hareketlerini Anlatınız. 

(ilkeler arası emek hareketleri ülkeler arası ücret farklılıkları ve istihdam düzeylerinden kaynaklanmaktadır.

Emek ihraç eden ülke açısından fayda ve sakıncaları aşağıdaki gibi sıralanabilir: 

1-  Ülkede işsizlik olması halinde işsizlik azaltır.

2-  Ülkeye döviz ve gelir transferini sağlar. Bu da ülkedeki döviz açığının ve tasarruf açığının kapanmasına, kısırdöngünün kırılmasına yardımcı olabilir.

3-  Nüfus artışının çok hızlı olması durumunda geriye kalan nüfusun kişi başına gelirinde arışa neden olabilir. Bu etkinin doğması için emek göçünün ülkenin toplam üretimi azaltmamış olması gerekir.

4-   Ülkede işgücü azalışı emek yoğun üretimlerden sermaye yoğun üretimlere geçişi zorlayabilir.

5-   İşgücü gittiği ülkede tüketim artışına neden olabilirse ana ülkenin ticaret hadlerinde de artışa neden olabilir.

6-  Giden işçiler geri döndüklerinde daha kaliteli işgücü olarak geriye dönerler.

7-  Ülkede gizli işsizlikten dolayı işgücü verimliliği düştüyse, verimliliğin artmasına neden olabilir. 

Emek ithal eden ülke açısından fayda ve sakıncaları ise aşağıdaki gibidir: 

1-  Göç sonucu ülkeye giren işçiler ulusal gelirin yükseltilmesine katkıda bulunabilirler.

2-  Ek gelen işgücü tam istihdamda çalışmayan üretim faktörlerinin tam istihdamını sağlayabilir.

3-  Ülkenin üretiminin dolayısıyla ihracatının da artmasını sağlarlar. Bu ödemeler bilançosunu olumlu etkiler. İşçilerin ana ülkelerine gönderdikleri dövizler bu etkiyi azaltsa bile net olarak etki yine de olumludur.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler - Sağlık Bilgileri

Since 2005