Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

sürdürülebilir İhracat Artışının ve Dengeli Kalkınmanın Temel Dayanağı KOBİ’ler

Çalışmamızda esas itibarıyle sürdürülebilir ihracat artışını sağlayacak yapı içersinde çok önemli bir yeri olmasından dolayı KOBİ’lere yer verilmiştir. Fakat KOBİ’lerin bir yandan ürettikleri nihai mal ve hizmetlerle büyük işletmelere karşı rekabet içersinde olmaları; bir yandan da yan sanayi oluşturarak, büyük işletmeleri desteklemeleri veya tamamlamaları nedeniyle ülke ekonomileri için vazgeçilmez olmaları da bu bölümü ülkemiz açısından ayrıca önemli kılmaktadır (Doğan, 2002; 44).www.ekodialog.com        

    a ) Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere Genel Bir Bakış

Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler dünyada özellikle 1960’lı yıllardan itibaren popüler hale gelmiştir. 1973 yılında E. F. Schumacher tarafından ABD’de “Küçük Güzeldir” (Small is Beatiful) adıyla KOBİ’lerle ilgili bir kitap yayınlanmış ve söz konusu  eser tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Yazar kitabında, büyük işletmelere göre, KOBİ’lerin üstünlüklerini şu şekilde sıralamıştır;

Ø       KOBİ’ler daha rekabetçi bir yapıya sahiptirler,

Ø       Daha fazla verimlidirler,

Ø       Yeni taleplere ve yeni teknolojilere kolaylıkla uyum sağlarlar,

Ø       Çalışma tarzları monoton ve sıkıcı değildir,

Ø       Ekonomik krizlere karşı daha dayanıklıdırlar,

Ø       İstihdamı arttırmada ve gelir dağılımını düzeltmede daha başarılı rol oynarlar.

Sonuç olarak denilebilir ki; KOBİ’ler, Schumacher’in belirttiği bu özellikleri sayesinde 1960’lı yıllardan itibaren Batılı Ülkelerin sanayileşmesinde öncü kuruluşlar olmuşlardır (Çarıkçı, 2001; 37).

Kalkınmada bu denli önemiyle beraber, ülkemizde kurumlar ya da yasalar arasında ortak bir KOBİ tanımında uzlaşılamamıştır. Her bir kurumun farklı kriterleri göz önünde bulundurmasına bağlı olarak değişik KOBİ tanımları ortaya çıkmıştır. KOBİ’ler açısından ülkemizin en önde gelen kurumu sayılabilecek olan Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından ise; “İmalat Sanayinde 1-50 arası işçi çalıştıran Sanayi işletmeleri küçük sanayi, 51-150 arası işçi çalıştıran Sanayi işletmeleri de orta ölçekli sanayi işletmeleridir (Çolakoğlu, 2002; 7).” şeklinde bir KOBİ tanımı ortaya konmuştur.

Sonuç olarak; tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de 1990 yılı verilerine göre tüm işletmelerin % 99’unu oluşturan, toplam istihdamın % 53’ünü sağlayan, toplam yatırımların % 26’sını gerçekleştiren ve yaratılan katma değer içersinde % 38 oranında pay sahibi olan KOBİ’lerin ekonomi içinde büyük bir yeri ve ağırlığı bulunmaktadır (Sarıaslan, 1994; 24).www.ekodialog.com  

b ) Bilgi Çağı Ekseninde KOBİ’lerimizin Öncelikli Sorunları: Analitik Bir Yaklaşım

Literatüre baktığımız zaman, ülkemizde KOBİ’lerle ilgili kapsamlı çalışmaların yapıldığını görmekteyiz. Doğal olarak bu çalışmaların içersinde; üst başlıklar itibarıyle finansman, üretim, pazarlama ve yönetim alanlarında KOBİ’lerimizin karşılaştığı sorunlar ve bu sorunların çözümlerine yönelik ciddi araştırmalar da yapılmıştır. Biz bu bölümde, yapılan bu değerli çalışmaların yol göstericiliğiyle, KOBİ’lerimizin 21. yüzyıldaki sorunlarına farklı açılımlar getirmesi umuduyla, ikinci bölümdeki değerlendirmelerimiz doğrultusunda öneriler sunmaya çalışacağız.

Bu noktadan hareketle, 21. yüzyılda KOBİ’lerimizin temel sorunlarına yönelik çözüm önerileri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Ø       İlgili kurumlarımızın KOBİ’lerimize vereceği en önemli destek enformasyon, eğitim ve AR-GE desteğidir.

Ø       Girişimcilerimiz teknolojiyi yakından takip etmeli (e-ticaret uygulamaları gibi) ve yenilikçi düşünceye sahip olmalıdır.

Ø       Tedarikçiler ve dağıtım kanallarıyla uzun vadeli ve güvene dayalı ilişkiler kurulması hedeflenmelidir.

Ø       Çevresel şartlara duyarlı açık bir organizasyon yapısı oluşturulmalıdır.

Ø       Çalışanların katılımına önem verilmeli ve sektördeki diğer kurumlarla iyi ilişkiler geliştirilmelidir.

Ø       Ölçek ekonomilerinin getirdiği dezavantaj, esneklik kabiliyetinin etkin kullanılmasıyla kapatılmalıdır.

Ø       Küreselleşmenin getirdiği geniş pazar gibi önemli fırsatlar kaçırılmamalı ve yerel avantajlar iyi kullanılmalıdır.

Ø       Son olarak başarının artık, tüm paydaşların (hissedarların, müşterilerin, çalışanların, tedarikçilerin ve toplumun) memnuniyetinin altında gizli olduğu unutulmamalıdır.

Yukarıda ifade edilen önerilerin gerçekleştirilebilmesi kanımızca; karmaşık ilişkilerin arttığı ve sistemli olmanın artık zorunluluk haline geldiği günümüzde, öncelikle, üst yönetimin benimsediği çağdaş bir yönetim sistemine/anlayışına sahip olunmasına bağlıdır.

İhracatçı Kobiler İçin Yeni Ekonomide Avantajı

Türkiye'nin Kalkınmasında İhracatın Yeri ve Önemi

Sürdürülebilir İhracat Artışının Temel Kaynağı: Kobiler

EFQM Mükemmellik Modeli

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005